
Herkese selamlar uzunca bir süre olmuş yeni birşeyler karalamayalı. Bugün tüm gün haber bültenlerinde İstanbul Emniyet müdürlüğünün 22 ilde eşzamanlı yapmış olduğu operasyonla ele geçirilen 1,5 milyon korsan kitap haberine odaklandık. Aman Allahım okunası milyonlarca kitap bir yere istiflenmiş akıbetini bekliyor.
Benim gibi kitap okumayı alışkanlıkları arasında bulunduran bir kişi için muazzam görüntülerdi bu kitaplar. Diğer yandan ise eser sahibi bazı yazarların serzenişleri vardı ekranlarda. Elbette ki haklıydılar. Onlarca yılın birikimi emeği, kavgası bir anda ucuz bir matbaada ucuz bir kalitede hemde sayfaları ekonomik(!) çıksın diye azaltılarak çıkartılıyor ve üstüne üstelik kapak kaliteside birebir yapılıp birde sahte bandrolleri vurulmuştu. Bir çok yazarın kahramanı, hikayesi, kurgusu, fikirleri tezgaha yarı fiyatının altına düşmüştü.
İnsan bu yönüyle bakınca gerçekten korsan ürünlerlerden, özellikle de kitapların sahtesinden nefret eder hale geliyor. Ama ortada bir sıkıntı var. Türkiye’de ki ekonomik şartlar. Az gelişmiş ülke olmanın vermiş olduğu sıkıntıların en başında kitap okuma alışkanlığını bir türlü edinememiş olmamızında yattığı aşikar değil midir?
Gelişmiş ülkelerde yıllık kitap okuma oranı 10 kitabın üzerindeyken bizdeki oran nüfusa oranla çok kötü yerlerde. Çünkü önce karın tokluğu felsefesi ile yetişen bir toplumun kitaplara ayıracağı bütçenin maalesef pek te iç açıcı olmayacağı kesin.
Örneğin bir yazarın bir yerdeki konuşmasına şahit oldunuz ve etkilendiniz. Onu daha yakından tanımanın en güzel yolu onun kitaplarına sarılmak olacaktır. Ama baktınız ki bu yazar oldukça popüler ve onlarca kitabı var. Kitaplar sürükleyici ve hepsi bir hafta da bitecek cinsten. Bir kitap yaklaşık 15 ile 20 TL arası. Kitabı 2 haftada okudunuz ve diğer kitapları almak için en azından 1 ay içinde sadece bir yazara 40-50 lira ayırmanız gerekli.
Peki sadece bir yazara mı bağımlısınız kitap okumak için. Yeni kitabı henüz raflara yerleşmiş diğer sevdiğiniz yazarın kitabı da 18 liradan raflardaki yerini almış. Derken diğer yazarın okumadığınız bir kitabına sarılıyorsunuz. Bunlar arşivlik değil. En fazla bir buçuk aya kadar hepsini okumuş olursunuz.
Eğer ortalama bir gelire sahipseniz şöyle 5-6 raflı bir kitaplık için 400-500 liraya ihtiyacınız olduğunu bilirsiniz. Peki nasıl olacakta bizlerde gelişmiş ülkelerdeki 10 kitap üzeri seviyeye çıkacağız? İşte bize yardımcı olacak olan yayınevleridir, yazarlardır, aydınlardır. Fiyatları makul seviyelere çekmeliler. Ben sevdiğim yazarın hayata dair her satırından haberdar olabilmek için bir bütçe ayarlamalıyım ve bu beni sarsmamsalı. Kütüphanemde arşivleyebilmeliyim onun satırlarını. Ama maalesef sistem buna izin vermiyor. Sistem aydınlanmanın anahtarı kitap yerine 1 kilo soğan, 2 kilo patates diyor. Bu yüzden kitap arşivi cesareti gösteremiyorum.
Ayrıca bir dipnot daha düşelim. Bir dedikoduya göre bu korsan kitap sektöründe yayınevlerinin de parmağının olduğu söyleniyor. Yazarlara ya da devlete para vermek yerine kitabın korsan baskısından daha iyi gelirler elde edebileceklerine dair iddialar var. Evet öncelikli olarak bandrollü orjinal ürün sahibi olmak için savaşacağız. Paramızın bütçemizin yetişmediği noktalarda kötü işlere başvuracağız belki ama vicdan muhasebeside yapacağız. Bilgiden, düşünceden, düşünmekten mahrum kalmamak adına muhakkakki kağıttan elmaslara sarılacağız. Neyse bakalım yakalanan bu kadar kitabın akıbeti ne olacak. Eğer yakılacaksa çok kötü olur. Yakarlarsa yakalandığı için üzülürüm. Herhalde bir şekilde değerlendirilecek ve yeniden kazanımı için bir hal çaresine bakılacak. Diğer türlüsünü düşünmek bile istemiyorum.



















Son Yorumlar