Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
AÄŸustos - 3 - 2010

Avrupa’yı müthiÅŸ bir tedirginlik kaplamış durumda. DoÄŸudan ve Kuzey Afrika’dan Avrupa’nın çeÅŸitli ülkelerine göç eden müslüman toplumların halkı Avrupa’da faÅŸist çevrelerce artık istenmeyen halk durumuna gelmiÅŸ durumda. Avrupa’da son dönemde özellikle Avusturya, Hollanda gibi ülkelerde yükselen faÅŸist ve ırkçı partiler ise propagandalarını göçmen nüfus üzerinden sürdürüyorlar.

Özellikle 1960′lardan itibaren ağır endüstri kollarında çalıştırılmak üzere  ucuz iÅŸ gücü olarak toplanan müslüman göçmenler ağır iÅŸ ÅŸartlarında çalışmalarına raÄŸmen kendi ülkelerindeki toplumsal yapılarından da kopmamalarından dolayı da batıda ayrı bir kızgınlık hakim. Bu noktada ortaya çıkan “Striptiz yasaları, Minare yasakları” ise tahammülsüzlüğün ne noktalara vardığının göstergesi.

Aslında en büyük rahatsızlık ise Avrupa orta sınıfı yada işçi sınıfının rahatsızlığı. Gerçi konunun biraz dışına çıkacağız ama özellikle Devrim sırasında enternasyonalizmin konuÅŸulduÄŸu dönemde Sultan Galiyev’in bu batıya güvenilmeyeceÄŸini söylediÄŸi dönemde kimse onu pek dinlememiÅŸti. Avrupa işçi sınıfı sosyal  haklarının zirvede olduÄŸu dönemde sesleri çıkmazken özellikle göçmen nüfusun arttığı son yıllarda  Batı kompradorlarının ucuz iÅŸ gücü konusunda kaçak göçmenleri tercih etmesi batılı işçi sınıfınıda artan bir ÅŸekilde huzursuz etmekte.

Birazdan aÅŸağıda izleyeceÄŸiniz video ise bu ırkçılık faaliyetlerinde nerelere geldiklerini açıkça gösterecektir. Neredeyse Müslüman nüfusun Avrupa’nın yarısını kapladığını gösteren abartı video görüntülerini göreceksiniz.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Mayıs - 18 - 2010

Tarihler 19 mayıs 1919. Ülkemiz dört bir yanından düşman iÅŸgali altında. Halk padiÅŸahından ve imparatorluÄŸun geleceÄŸinden ümitsiz. Bu cennet vatanın parça parça bölünmesini büyük bir üzüntü içerisinde izliyor. Güzel İzmir, Yunan iÅŸgali ile tüm Anadolu’nun hüznünü içinde taşıyor. Haritalar çizilmiÅŸ, topraklar kağıt üzerinde paylaÅŸtırılmış, ülke mandacıların eline teslim edilmiÅŸ. Bu korkunç manzara karşısında  16 Mayıs 1919′da  İstanbul’dan 22 subay, 25 asker ve 8 yönetim personeliyle beraber  yola çıkan Bandırma Vapuru, hasta Osmanlı’nın dışında geliÅŸen milli mücadelenin kıvılcımı olarak Samsun’a doÄŸru hareket edip Anadolu halkına özgürlüğünü tekrar kazandırmak için dualarla yola çıkmıştır.

İşte o gün yeni bir ulusun doğuşunun miladıdır. O gün Türk halkının istiklaline yeniden kavuşuşunun miladıdır.  Bu kutlu yolda onuruyla, şerefiyle, namusuyla milli mücadeleye girmiş yürekli Anadolu halkının ruhları şad olsun. Bugün Anadolu topraklarında adımımızı attığımız her nokta aziz ecdadımızın kanı ile sulanmıştır. Biz Anadolu halkı olarak bu Kuvva-i Milliye mücadelesine katkısı olan herkesi gelecek nesillere büyük bir övgü ve minnetle anlatmalıyız. Bu bizim en yüce vazifelerimiz arasında olmalıdır.

Samsun’da ekilen,  Sivas,  Amasya ve Erzurum’da filizlenerek tüm Anadolu’yu kaplayan bu kutlu yürüyüşte emeÄŸi olan herkese binlerce kez minnet duygumuzu sunuyoruz. Mekanınız Cennet olsun.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 8 - 2010

Türkiye jeostratejik potansiyeline raÄŸmen  “geliÅŸmekte olan ülkeler” yada diÄŸer bir deyiÅŸle 3. dünya ülkesi seviyesinde olmasının sebeplerinden biri maalesef yeterince endüstriyel geliÅŸimlere profesyonel olarak el atamaması ve bunu bir devlet politikası olarak görememesidir. Ülkemizde sanayinin en önemli ihtiyacı olan “mesleki eÄŸitime”  gerektiÄŸi önemi vermeyen siyasal iktidarlar birde üstüne olaÄŸan ÅŸartları da delik deÅŸik ederek bu meseleleri iyice çıkılmaz hale getirdikleri gün gibi ortada.

Bu yüzden Türkiye’de artık niteliksiz eÄŸitimliler sınıfında çaÄŸ atlamaya hazır bir ülke konumunda. Aslında Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi iÅŸsizlik deÄŸil vasıfsız, mesleksiz Üniversiteli nesildir.

Bugün bu yaraya merhem sürmek yerine farklı bir uygulamaya gidildi. Türkiye’de 23 tane  Teknik EÄŸitim Fakültelesi resmen kapatıldı. Kasım ayı itibariyle artık Teknik EÄŸitim Fakülteleri tarih oldu. Peki artık benimde mensubu olduÄŸum bu fakültelerin yerini ne aldı? Ne çalışma yapılıyor? Klasik bir soru sormak gerekirse sonumuz ne olacak?

Karar Sayısı : 2009/15546 Bazı yükseköğretim kurumları bünyesinde bulunan teknik eğitim fakülteleri, mesleki eğitim fakülteleri, mesleki ve teknik eğitim fakülteleri, ticaret ve turizm eğitim fakülteleri ile Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesinin kapatılması ve aynı yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak yeni fakülteler kurulması hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulması; Millî Eğitim Bakanlığının 28/9/2009 tarihli ve 25377 sayılı yazısı üzerine, 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanunun ek 30 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 2/11/2009 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Abdullah GÜL
CUMHURBAÅžKANI

Evet iyi yada kötü bir ÅŸekilde bu fakültelerde okuduk eÄŸitim aldık. Ama gelin görün ki felsefesi Meslek Liselerine Teknik Öğretmen yetiÅŸtirmek olan fakültelerden mezun olanların ancak %5 i bugün öğretmen olabiliyor. Yeni uygulamaya göre İş dünyasının beklentilerine göre yetiÅŸtirilecek gençler isterlerse tezsiz lisans yaparak öğretmen olabilecekler. İsmi deÄŸiÅŸen fakültelerin  adıda “Uygulamalı Teknik Bilimler Fakültesi” An itibariyle Teknik EÄŸitim Fakültelerinde 30 bin civarı öğrenci okuyormuÅŸ. Ve yıldada yaklaşık  6 bin civarı yeni kayıt alıyor.

YÖK BaÅŸkanvekili İsa EÅŸme, yeni yapılanmayla ilgili ÅŸu bilgileri verdi: “İş dünyasının taleplerine uygun nitelikte adam yetiÅŸtirilecek. Bölüm ve programları yeniden yapılandırılırken de iÅŸ dünyasının talepleri göz önüne alınacak. Bu fakültelerde eÄŸitim alanlar aynı fen edebiyat fakültelerindeki gibi tezsiz yüksek lisans alıp öğretmen olabilecek yine. Zaten meslek liselerine öğretmen yetiÅŸtirmek için Gazi ve Marmara üniversitelerinde teknik eÄŸitim fakülteleri devam edecek. Bu sistem, meslek lisesi çıkışlılara, alanlarının devamı niteliÄŸinde dört yıllık lisans programlarında okuma imkânı vereceÄŸi gibi, önlisans düzeyinde eÄŸitim yapan meslek yüksekokulu çıkışlılara, lisans tamamlama fırsatı getirecek. Meslek liselerinin önü açılmış olacak. Teknik eÄŸitim fakültelerinin yapıları iyiydi. Laboratuvarları bulunuyordu ama atıl durumdaydı. Bu sistemle uygulamaya dönük eÄŸitim de verilecek.” dedi.

Herşey iyi güzel fakat ünvan ile ilgili net bir açıklama yok. Yani önceden iş yok ama ünvan vardı. Şimdi ise ne iş var ne de ünvan. Gelecek adına başka ne tür yatırımlar olur merak ediyorum. Yani ne olacak formasyon almıyoruz diye tam bir özel sektör elemanı olarak yetişmiş mi olacağız. Genetiği değiştirilen gıdalar gibi teknik eğitimlilerinde genetiği ile oynuyorlar. Bir ülke kalkınmasının, endüstriyel üretiminin nitelik kazınmasının en önemli etkeni olan teknik eğitimi ortadan kaldırarak ve hali hazırda ünvanlarından da mahrum bırakarak ne gibi başarı elde edebilir.

Eğer iş dünyasına eleman yetiştirilecekse Mühendislik Fakültelerinden ne gibi farklılıkları olacak. İkimizde sanayiye hazırsak hangimiz daha donanımlı olarak iş dünyasına atılacağız. Eğer yine tercih Mühendislik Fakültesinden yana olacaksa bu yeni uygulamaya geçerek neden halen ısrarla bütçesi yüksek Teknik Eğitimlere ihtiyaç duyuluyor. Yani her tarafı muamma bir mesele bu. Daha okurken karamsar tablo içinde olduğumuz okul sıralarında kulağımıza çıtlatılan Teknik Eğitimlerdeki iyileştirme haberleri bununla  mı sınırlıydı. Evet ünvan ve yetkiler elden gidiyor.

Gelecekte ne olacağını Mühendislik Fakülteleri de merakla bekliyor. Çünkü pastadaki paydan yani iş hacmindeki potansiyelden olmak istemiyorlar. Bir nebzede haklılar. Teknik Eğitimli işsizler ordusuna mühendisler olarak dahil olmak istemiyorlar. Yani bu karar kime ve neye yarar.

Meslek Lisesi MEMLEKET meselesi ama Teknik EÄŸitim meselesi kimin meselesi

Evet soruyoruz böyle karar alanlara. O klasik soruyu tekrar sormak istiyoruz. “Peki ÅŸimdi ne olacak durumumuz?

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Aralık - 7 - 2009

Gün içerisinde kullandığımız maalesef dilimize yapışmış bazı yabancı köklü sözcüklerin Türkçe karşılıklarınında bulunduğunu unutmayalım. Dilimizi yozlaştırmadan günlük konuşma dilinde Türkçe sözcükleri kullanmaya özen gösterelim.

absürt = saçma
adapte olmak = uyum saÄŸlamak
adisyon = hesap fiÅŸi
ambiyans = ortam, hava
analiz = çözümleme
anons etmek = duyurmak
antipatik = sevimsiz, itici
bodyguard = koruma
bye bye = hoşçakal
catering = yemek hizmeti
center = merkez
counter = sayaç
cv = özgeçmiş
data = veri
deklare etmek = bildirmek
departman = bölüm
dizayn = tasarım
download = indirmek
dökünam = belge
driver = sürücü
e-mail = e-posta
elimine etmek = elemek
emergency = acil
empoze etmek = dayatmak
entegre olmak = bütünleşmek
ekstra = fazladan
exit = çıkış
feedback = geri bildirim, geri besleme
finish = varış, bitiş
full= dolu,tam
full time = tam gün
global = küresel
illegal = yasa dışı
imitasyon = taklit
irregular = düzensiz
izolasyon = yalıtım
jenerasyon = nesil
klasifikasyon =sınıflandırma
kompleks = karmaşık
komünikasyon = iletişim
konsensus = uzlaÅŸma
koordinasyon = eşgüdüm
kriter = ölçüt
laptop = dizüstü bilgisayar
link = bağlantı
mantalite = anlayış,zihniyet
monoton = tekdüze
nick name = kullanıcı adı
objektif = nesnel, tarafsız
okey = tamam
okeylemek = onaylamak
online = çevrimiçi
opsiyonel = seçmeli
optimist = iyimser
part time = yarı zamanlı
partikül = parçacık
perspektif = bakış açısı
pesimist = kötümser
pozisyon = durum,konum
prezentasyon = sunum
printer = yazıcı
print out = çıktı
provoke etmek = kışkırtmak
randıman = verim
reaksiyon = tepkime
recycling = geri dönüşüm
relaks olmak = rahatlamak
revize etmek = yenilemek
save etmek = kaydetmek
security = güvenlik
sempatik = sevimli, canayakın
spontane = kendiliÄŸinden
star = yıldız
start almak = baÅŸlamak
timing = zamanlama
transfer = nakil
trend = eÄŸilim
versiyon = sürüm, uyarlama
aktif- hareketli, etkin
banal- bayağı
bandaj- bağ, sargı
bibliyografi- kaynakça
detay- ayrıntı
elastik- esnek
faktör- etken
fonksiyon- iÅŸlev
form- biçim, şekil
hipotez- varsayım
indeks- dizin
kalifiye- nitelikli
komplike- karmaşık
legal- yasal
megapol- büyükşehir
orjinal- özgün
pasif- edilgin, durgun
rejisör- yönetmen
sembol- simge
stil- üslup
subjektif- öznel

——————–

Özenle hazırlanmış bir Türkçesi varken sayfasını aşağıdaki bağlantıdan takip edebilirsiniz.

Türkçesi Varken!

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 21 - 2009

Eski ve Yeni Türk Lirası Resimleri.

Resimlerin tamamını  görmek için  bağlantı adresi burada

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 14 - 2009

kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları
gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi
buğdaysız, çavdarsız kara ekmeğe benzersin
yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler
kalbin neden durmuş rüzgarı kesilmiş değirmen gibi
suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları
barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için
barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler
kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları
gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi
ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim
barakmuslu köyünden selamsız oğlu bekir
yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar
ben kendimi toprak bilirim, toprak beni baba bilir
benim köyümde avrat bile toprak gibi sevilir
ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim
nideyim bu mezarda babam yok, yalnız anam var
dedem yok bu mezarda, fukara ninem yatar
söyleyin dağlar-taşlar ben selamsız oğlu bekir
iki gözüm iki ateş parçası, iki taş parçası iki elim
yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar
gece düşer, barakmuslu mezarlığı dirilir
barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler
bir giden bir daha dönmez, gitti gider
sen harami yusuf, her yaranda bir çiçek açmış
sen hasretlik şakir, mapuslarda ölen şakir
evladım kadir nasıldı o seni dağda mı vurdular?
ya hüsne gelin, yar yoluna serden geçmiş
fadimem, sıtmalar girdi kanına fadimem
barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu
barakmuslu mezarlığında koyun koyuna girdiler
bir giden bir daha dönmez, gitti gider
barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu
iki elim kızıl kanda selamsız oğlu bekirim
hem babam hem dedem yad ellerde kurban oldu
herkesin kökü toprakta, bir ben köksüz gibiyim
şavkın yok, ateşin yok, sen nasıl gecesin hey gidi
gözün gönlün kararmış, tadın tuzun kalmamış
yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler
ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim
benim babam, benim dedem yad ellerde öldüler
bir giden bir daha dönmez, gitti gider

neylersin oÄŸlum bekir, bak iÅŸte ben dedim
benim mezarım yoktur dardanos şehitleri de
kül oldu yirmiüç baharım kıvırcık bir mart günü
başımı ayrı gömdüler, gövdemi ayrı gömdüler
ya gazi ya ÅŸehit diye geldik, ÅŸehit olduk
iki gözümle gördüm topların ölüm tükürdüğünü
tövbeler olsun göklerin veremli gibi öksürdüğünü
neylersin oğlum bekir, şehitlik alın yazısı
benim dedemin de trablustan geldi künyesi
biraderim ismail vurulmuş akar kanları
ah şipkanın balkanları, ah şipkanın balkanları
ninen köyde uyudu, biz gazada uyuduk
kırıldı kanadımız, kaldık çöllerde
ya gazi ya ÅŸehit diye geldik, ÅŸehit olduk

ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim
sakarya ığranıp gider, ben sakaryayı beklerim
selamsız duran çavuş barakmusludan
ah başıma gelenler, yapraklarım, gözlerim
ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim
benim mezarım yoktur, ben üçüncü taburdan
bir kahpenin kurÅŸunu geldi, gelip ciÄŸerimi deldi
“at ölür meydan kalır, yiÄŸit ölür ÅŸan kalır”
ben öldüm, selamsız çavuştan bir garip kavak kaldı
telli kavak, telli kavak ne uzarsın boyuna
suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları
söğüt yaprağı narin, gözlerim yanıyor gözlerim
kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları
ben ne inim, ne cinim siz kimsiniz? kimsiniz?
derviş gibi nerden gelip böyle nereye gittiniz?
barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için
benim dedem benim babam yad ellerde öldüler
yüreğimi zehir ettin sen nasıl gecesin hey gidi
kapkara, gözü yaşlı mezar taşına benzersin
yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler

ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim
yad elde ölmek istemem, dedem gibi babam gibi
iki elim kızıl kanda, sekiz boğaz altıma bakar
ağlar mı şipkanın balkanları, ben ağlarım
babam duran çavuştan, kavak ağacından dilerim
telli kavak, amanın telli kavak derdime bir çare
yüreğimde bir yılan çöreklenmiş yatar
barakmuslu köyündenim, selamsız oğlu bekirim
ben bu köyde doğmuşum, bu köyde ölmek isterim

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 12 - 2009

6 Şubat 2004 yılında yapılmış muazzam program. Avrupa Birliği gerçeği, Kıbrıs sorunu, Terör meselesi, Kültürel bozulma, batı projeleri, milli eğitim ve ekonomi hakkında detaylı bilgilendirmeler.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 12 - 2009

“Attila İLHAN’la   zaman içinde yolculuk” programından TRT 2′de

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 12 - 2009

Büyük Yolların Haydutu – Atilla İlhan Belgeseli Ölümünden sonra hazırlanan ilk Attila İlhan belgeseli – Büyük Yolların Haydutu. Belgeseli Attila İlhan’ın ölümüne kadar 10 yıl boyunca asistanlığını yapan Belgin Sarmaşık hazırladı.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 11 - 2009
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter

Özlü Sözler

Ozlu Sozler


-Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
-Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
-Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
-Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
- Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaÅŸamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZÝ M.KEMAL
- Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UÄžUR MUMCU
- Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
- Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

Ne Okuyorum?

Ozlü Sözler

Oltadaki Balık Türkiye - M.Emin Değer

Flickr Albumumden Fotograflar

photo4photo5photo9photo8