Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 17 - 2010

Hayat bu, insanın başına her şey gelir. Bazen iyi, bazen kötü..Bazen sınanırsınız, nefsinizle kendiniz arasında gelip gidersiniz..Ne yapacağınızı bilemezsiniz. Emekli Jandarma Albay Erdal Sarızeybek’in başına gelenler de belki bu şekilde izah edilebilir, ama asla yeterli olmaz. 1993-95 yılları arasında PKK terör örgütüne vurulan büyük darbede önemli rol oynayan Sarızeybek, bu kitabında adeta kendisiyle yüzleşiyor. Bir yanda ahlaksızlığı, pervasızlığı, sahtekarlığı ispat edilmiş bir adam ve öte yanda sistemin kendi içinden kaynaklanan sorunlarla uğraşmak zorunda kalan Erdal Sarızeybek, her şeye rağmen mücadelesine devam ediyor ve ülkesine duyduğu sevgiden vazgeçmiyor..En önemlisi küsmüyor.
Kitabı okurken, bu kadar da olur mu diyeceksiniz ve Erdal Sarızeybek’le gurur duyacaksınız..

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 1 - 2010

Kürtler, Ortadoğu’nun halklarından olup Zagros dağlarından Toros dağlarına uzanan coğrafyada yaşayan ve Hint-Avrupa dil grubuna ait bir dil konuşan halktır. Yaşadıkları coğrafyanın adı tarihsel olarak Kürdistan’dır, başka bir tanımla ise Kuzey Mezopotamya da denilebilir. Tarihi kaynaklar Kürtlerin tarihini 5000 yıl geriye götürmektedir. “Kürt” isminin kaynağı tarihsel olarak çok eskilere dayanmaktadır.

Araştırmacılara göre Kürt teriminin temelinde KUR kelimesi yatmakta olup Sümer kökenlidir. Sümerce’de KUR, dağ demektir. Tİ eki aidiyeti ifade eder. Böylelikle KURTİ kelimesi dağın halkı, dağlı halk anlamına gelmektedir. Bu ismin geçmişi M.Ö. 3000′lere kadar dayanmaktadır. Yıllar süren tartışmaların odak noktası olan Kürt halkının antik çağdan günümüze uzanan tarihi, örfleri, töreleri ve aşiretleri, yaşadığı coğrafya, halkın sosyal ve kültürel gelişimi, Kürtçe’nin ilginç dil kuralları, sanat eserleri, tarihi metinlerde Kürtler ve gün yüzüne çıkmamış daha pek çok gerçek, kaynaklar eşliğinde bu sayfalarda… Kürt halkını her yönüyle daha yakından tanımak ve gerçeklerin önündeki perdeyi aralamak isteyen tüm okurlar için eşsiz bir kaynak…

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 25 - 2009

Yabancı güçlere ve işbirlikçilerine karşı…
2009 yılı Banu Avar’ın deyişiyle yabancı güçlerin ve içerdeki işbirlikçilerinin gemi azıya aldığı ve bunu açıkça ilan ettiği yıldır… 2009 tarihe bu şekilde geçecektir… Şubat 2009′dan Haziran 2009′a kadar Avrasya televizyonu ekranlarından izleyicilerle buluşan ‘Dünya Düzeni’ adlı programda bu tarihsel döneme dikkat çeken deneyimli gazeteci Avar, ‘küresel çete’ olarak değerlendirdiği güçlerin karmaşık ilişkilerini ve uyguladıkları politikaları Türkiye açısından mercek altına alıyor.

Banu Avar’ın kitabı an itibariyle henüz kitaplığımdaki yerini almadı. Fakat en kısa sürede temin ederek okuyacağım ve arşivleyeceğim Banu Avar kitaplarından biri olacaktır.

-Düzeltme: Banu Avar’ın kitabı bugün itibariyle kitaplığımdaki yerini doğum günü hediyesi olarak aldı. Şuan okuduğum “Geri Tepki” kitabından hemen sonra okunacaklar listesinde ilk sırada….

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 24 - 2009

Emperyalizmi, paralı askerlerini, işbirlikçilerini yenmek, bu hayasızca akının kökünü kazımak, kurtuluşun sadece bir parçasıydı. Gerçek kurtuluş için Batı ülkeleri ile baş edebilecek kadar güçlü olmak, yoksulluğu, ilkelliği, geriliği, çağdışılığı, bilgisizliği yenmek, aklı özgür kılmak, aydınlanmayı yaşamak, bağnazlığa son vermek, hoşgörüyü yerleştirmek, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, yüzde doksan üçü okur-yazar olmayan halkı bilgilendirmek, eğitmek, yurttaş olmalarını sağlamak, millet olmak, sanayileşmek, salgın hastalıkları kırmak gerekiyordu. Bunlar ancak barış döneminde başarılabilirdi.

* Mudanya Anlaşması ile Lozan Andlaşması görüşmeleri sırasında Müttefiklerin tutumları, davranışları, oyunları, tuzakları, üslupları unutulmaması gereken olaylardır. Lozan bu yüzden eşi bulunmayan, uzun ve çok çetin bir boğuşma halinde geçmiştir. Kuva-yı Milliye ruhu ile emperyalizm, Çanakkale’den, Anadolu’dan sonra, Lozan’da da karşılaşmış ve Kuva-yı Milliye ruhu galip gelmiştir. Lozan’da barış, ‘canavarın karnından sökülüp çıkarılmıştır’.

* Mecliste gelenekçiler ile cumhuriyetçilerin çekişmesi, saltanatın kaldırılması, Ali Kemal’in yakalanması, Vahidettin’in ve hainlerin kaçması, karşı-devrimin oluşmaya başlaması, Milli Mücadele’yi başlatan kadronun ikiye bölünmesi iç sorunların başlıcasıdır.

* Özgürlük, toplumsal uyanışa, değişime de yol açar. Kadınlar peçelerini atmaya, çarşaftan çıkarak manto giymeye başlar. Büyük sorunların nasıl çözüleceği daha yoğun olarak konuşulup tartışılır. M. Kemal Paşa’nın dünyaya kapalı bir doğu ülkesini cumhuriyete, aydınlanmaya, uygarlığa, çağdaşlaşmaya adım adım hazırlaması, halkın çağrıya katılması bu dönemin en önemli özelliğidir. M. Kemal Paşa’nın örnek bir aile olmak için yaptığı talihsiz evlilik de bu dönemde yer alıyor. Dönem Ankara’nın başkent olması ve türlü çatışmalardan geçilerek 29 Ekim 1923′te cumhuriyetin ilanı ile sona eriyor.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 22 - 2009

Yeşil Gladio’nun dinci tetikçileri…

FBI’ın yetiştirdiği dinci istihbaratçılar…

CIA’in kefil olduğu dinci cemaat liderleri…

ABD’den maaş alan dinci köşe yazarları…

Utah’ta TSK aleyhine yayın yapan dinci yalanmakineleri…

Kendini peygamber sanan Amerikalı şeyhe bağlı dinci milletvekili…

“Yahudi malları almayın” deyip Yahudilerle ticaret yapan dinci gazete…

İsim isim… Olay olay…

Ergenekonvari komplolar hangi ülkelerde nasıl sahneye kondu?

George Soros’un vakıfları, gazeteleri ve politikacıları bu oyunun neresinde?

Türkiye’de hangi gazetelere, hangi kanaldan para akıtılıyor?

TSK neden hedefte?

Solcu liberallerin New York’taki akıl hocaları kimler?

Uluslararası Yazarlık Programı (IWP) Türkiye’den nasıl yazar devşiriyor?

Kim bu ödüllü edebiyatçılar?

İsim isim… Olay olay…

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 11 - 2009

Hulki Cevizoğlu’nun satış rekorları kıran İşgal ve Direniş (1919 ve Bugün) kitabı şimdi okullar ve öğrenciler için özel baskısıyla yeniden piyasada… “İşgal ve Direniş (Belgelerle 1919)”…
.
“İşgal ve Direniş (Belgelerle 1919)”, okullar ve öğrenciler için özel içerikle hazırlanarak bir tarih kitabı niteliği kazandı.
.
Tarihi gerçekler bu kitapla Türk gençlerinin hafızalarına kazınacak….

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 11 - 2009

Türkiye’nin toplumsal ve siyasal değişim tarihinde ihmal edilmeyecek önemde bir olaydır 1908 Devrimi. Bu devrim, ilk aylarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun çoketnili yapısıyla yaşamaya devam edebileceği ümidini de yaratmıştı. Elinizdeki kitap, sonradan boşa çıkan bu ümidin o sıralar nasıl güçlü bir ihtimal olarak algılanabildiğine tanıklık ediyor. Üstelik, Osmanlı’ya dışardan bakan bir gözden, 1908′den önce bir dönem Sırbistan Başbakanlığı yapmış olan Vladan Georgevtich’in gözünden… Georgevitch, 1908′de yayımladığı risalesinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün gayri Müslim topluluklarının, yanısıra Arnavutların bakış açısından, 1908 Devrimi’nin ne gibi endişeler ve olumlu beklentiler yarattığını nakledip tartışıyor. Kendisi bu meseleye “Balkanlar’ın geleceği” perspektifinden bakıyor; 1908 Devrimi’nin siyasal ve toplumsal reform hedefleri itibariyle başarılı olması halinde bunun tüm Balkan halklarının hayrına olacağı fikrini işliyor. Bunun ötesinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun da yer alacağı bir “Balkan federasyonu” seçeneğine ilişkin tezler ileri sürüyor. Aykut Kansu’nun sunuşu, bir ilginç risalenin tarihsel bağlamını daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 11 - 2009

“Bu kitapta, askeri müdahaleler öncesi görülen olaylar ile bu müdahalelerin getirdikleri ve götürdükleri (kazandırdıkları ve kaybettirdikleri) üzerinde durulmamıştır. Askeri müdahaleler, tarihsel süreç içinde inceleme konusu yapılmış, Ordu’nun politik bir görünüm kazanmasına yol açtığı düşünülen etmenlere sistem yaklaşımı çerçevesinde değinilmiş ve bu suretle, Ordu-politika ilişkisinin geleceği üzerinde değerlendirmelerde bulunulmaya çalışılmıştır.
Görülmüştür ki, son 20 yıl içinde, genel olarak, Ordu’nun politik sürece katılım biçimi ile bu süreç içindeki işlevi bir değişim içindedir ve bu değişim de, hem genel toplamsal değişim ile hem de ordunun Batılı ülkelerdeki işlevi ile uyum içindedir.

Türkiye’de Ordu-politika ilişkisi ele alınırken, başta jeopolitiği olmak üzere, Türkiye’nin kendine özgü koşulları genellikle ihmal edilmektedir. Türkiye’deki Ordu-politika ilişkisi, diğer ülkelerdeki benzeri ilişkiler ile aynı kefeye konulmaktadır. Oysa bu, bir noktaya kadar anlamlı olabilir. Çünkü her ülkenin koşulları kendine özgüdür ve kurumları da, yapı ve işlev olarak, bu koşullara göre şekillenir. Nitekim kitabın ikinci baskısına yapılan 10’a yakın ülkedeki ordunun yerine ilişkin ilavelerden de bu anlaşılacaktır. Bu nedenle, Türkiye’deki Ordu-politika ilişkisine yaklaşımlar, biraz da farklı gözlerle ele alınıp değerlendirilmelidir. Koşullardaki farklılığa rağmen, Türkiye’deki söz konusu ilişkinin, giderek Batılı ülkelerdeki örneklerine benzeme yolunda mesafe aldığı ve bunun da yine Ordu sayesinde olduğu gerçeği, bu değerlendirmede özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. Bu, Ordu-politika ilişkisine dair yaklaşımların arkasındaki niyet ve maksadın anlaşılması bakımından önemlidir.
Özetle, bu kitap, Türkiye’de Ordu’nun siyasal görünümünün ve Ordu-politika ilişkisinin, objektif olarak ortaya konulmasına ve anlaşılmasına hizmet eden temel bir kaynak niteliğindedir.”

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 11 - 2009

1957 yılında gazetecilik mesleğine başlayan Taylan Sorgun, o yıl sonunda Başyazarlığını Ahmed Emin Yalman’ın yaptığı dönemin en etkin gazetelerinden biri olan Vatan Gazetesi’ne geçti. Vatan Gazetesi’nde çeşitli konularda yazan Sorgun daha sonra siyasi dalda kariyer yapmaya başladı. 27 Mayıs’ı yaşadı. Gazetesi adına Yassıada duruşmalarını ilk gününden kapanışına kadar izledi. Aynı Dönemde AKİS ile birlikte zamanın en etkin siyasi yayını olan Kim Dergisi yayın kurulunda yer aldı.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 11 - 2009

u kitapta “Mustafa Kemal devri kişileri” için çoğunlukla ilk defa okuduğnuz, söylenecek anektodlar, anılar, olaylar bulacaksınız. Bunların tümü yaşanmış gerçeklerin belleklerde hatırlanabilecek ve belki de yadırganacak olaylardır. Bu ” yadırgama” ya şaşmıyor, ama şuna inanıyorum ki, anlatılan olaylar ve kişeleri günümüz Türkiye’sinde “efsane” sayılacaktır.
Cumhuriyetimiz de böylesine efsane sayılacak yiğitlik, cesaret, öngörülük terkibi değil midir ?

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter

Özlü Sözler

Ozlu Sozler


-Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
-Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
-Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
-Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
- Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZ M.KEMAL
- Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UĞUR MUMCU
- Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
- Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

Ne Okuyorum?

Ozlü Sözler

Faşizmin Ayak Sesleri - Erol Manisalı

Flickr Albumumden Fotograflar

photo4photo5photo9photo8