Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
Eylül - 1 - 2007
Uzunca bir süredir yazmamıştım. Belçika’dan AÄŸustos sonu günü projeyi bitirip ülkeye dönme telaşı sardığı vakitlerde bilet peÅŸinde koÅŸmaya baÅŸladım. Sonuçta Belçika’dan Adana’ya direk ucuz bilet ve ye bulamadığım içn elimdeki iki seçenekten birini kullanmak zorunda kaldım. Onur Air ile ya Kayseri’ye inip oradan otobüs ile Adana’ya geçmek ya da İstanbul’a inip oradan geçmek. Kayseri seçeneÄŸi daha makul geldiÄŸi için bileti oraya aldım.
Uzun bir süredir vatan topraklarından ayrı kalınca insan Kayseri felan dinlemiyor bir heyecan duyuyor. Kayseri’ye gecenin bir yarısı indik bir kaç saate hava aydınlanacaktı. Bende havaalanında beklemeye baÅŸladım. Gündüz olsun sora sora Terminali bulurum düşüncesiyle beklerken Polis memuru gecenin bu vakti tek başına bekleyen bu adamın bir yakını yokmudur düşüncesiyle bana hayırdır gelmedi yakınlar diye sordu. Sonra saÄŸolsun bu saatlerde Adana’ya otobüs bulursun sözleriyle terminale gitmemi söyledi. Bende atladım taksiye terminale adımımı attım ve deÄŸnekçiler hemen abi neresi deyince Adana dedim. “Abi 5 dk sonra Metro buradan Adana’ya gidecek hemen bilet verelim” dediler. Gerçekten buna çok sevindim. Çünkü 2-3 saat beklemeyi göze koymuÅŸtum. Bileti kestiler otobüse atladım ve 5 dk sonra Kayseri’den binenlerin biletleri geri toplandı. Ama yolculuÄŸumuza devam ettik şükür. NiÄŸde, Pozantı felan filan derken otobüsten indiÄŸim anda Adana Otogarında, Adana’nın o meÅŸhur sıcağı yüzleri alev alev yakmaya baÅŸladığı anda tamam dedim iÅŸte benim memleketim. Evet gündüzü 7-8 derece olan Brüksel’den bir anda 35 dereceye transfer olmak insanı kendinden geçiriyormuÅŸ.
Ya aslında Belçika’da son günler hakkında yazılacak o kadar güzel anılar varki. Onlarıda yazmayayım hoÅŸ bir anı olarak bende kalsın diyeyim. Benden maddi ve manevi desteÄŸini esirgemeyen baÅŸta koordinatörüm Dr. Piet Ketelaer ve Finans Koordinatör Mr. Walter Sablon’a ve aşçıbaşım ve anne ÅŸefkatini üstünden esirgemeyen Hilde’ye ve yemekhane personeline, hastanede bana her türlü konuda destek veren temizlk görevlisinden, doktoruna tüm personele, Belçika’daki arkadaÅŸlarıma teÅŸekkür.
Birde tabiki bu iÅŸin Türkiye ayağınada bir teÅŸekkür olmadan olmaz. Sevgi Gönülleri DerneÄŸi yönetimde bulunduÄŸum süre zarfında her zaman tam destek gördüğüm baÅŸta baÅŸkanım ve yönetim kurulundaki arkadaÅŸlarım, Belçika’daki projeyi kolayca bulmamıza yardım eden Özgür ve Gözde’ye, en ufak noktasındanda yardımlarını esirgemeyen ve ismini buraya yazamadığım tüm dostlara teÅŸekkürler ediyorum.
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 16 - 2007
Belcika malum Avrupa’nin kuzey batisinda bulunan Avrupa birligi kurucusu ulkelerden birisidir. Belcika bulundugu konum itibariyle Ingiltere’nin iklim ozelliklerine benzer. Sürekli yagmurlar ve nadir gorunen gunes. Belcika’da bulundugum sure icerisinde gunesi belkide 2-3 hafta gorebildim gun icerisinde uzun muddet. Genellikle kapali ve surekli yagmurlu geciyor gunler. Evet 16 temmuz ve suan kapali bir hava mevcut hemde az once bardaktan bosalircasina yagan yagmur ile yine gunu gunessiz bitirdik.
Turkiye’de insanlar sicaktan ah cekerken buradada insanlar Turkiye’deki havaya ah cekip simdi orada olmak vardi gibisinden hayallere daliyor. Gercektende Ingiltere’ye gunes batmayan ulke diyorlar ama kendileri bir turlu gunes goremiyorlar. Gunessizlik insan psikolojisini olumsuz yonde etkiliyor olsa gerek gercekten gunes hayatin guzelligi demek burada  ve bu surekli yagan yagmurlar ve gunesi gostermeyen bulutlar burada insan dengesini bozmuyorda degil.
Ben halimden memnun oldugumu belirtiyorum onlara, onlar ise memnuniyetsizliklerini. Ama bu yagmurlar sayesinde bu ulkenin su ihtiyacinin hic bitmeyecegini zannedersiniz. Ama yinede bilincsiz kullanmiyorlar sularini ve israf etmiyorlar acikcasi. Umarim dondugumde serin bir Turkiye bulabilirim yoksa Belcika’nin havasina ah ceker ceker dururum heralde
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 16 - 2007
14 Temmuz cumartesi gunu Bruksel’den Paris’e geziye gittik. Yaklasik 100 Euro tutan gidis gelis parasi ile baya masrafli olan ulasim masrafi, hizli tren ile 1 saat 15 dakika kadar surunce verdigimize degdi acikcasi. Paris’te bir cok sehir gibi pekte hos sehir girisine sahip olmayan buyuk sehirlerdendi.
Paris Nord istasyonunun girisi tam bir varos sehrini animsatiyordu. Tren’den inip yonumuzu bulmaya geldiginde sira elimizdeki haritalarimizi cok iyi okuyup sehirdeki tarihi yerleri tek tek bulup gezmeye basladik. Ilk ziyaretimizi kuzey tarafindaki tarihi kiliseye gerceklestirdik. Gercekten’de baya bir tirmanmamiza degdi cunku tum paris ayaklarimizin altindaydi.
Sirasiyla tarihi mekanlari gezerken en cok dikkat ettigim konu gocmenlerdi. Inanilmaz derecede Afrika’li, Asya’li ve Turk gocmenler mevcuttu. Her yerde her noktada sanki sehri isgal etmis gibiydiler. Paris’te hava muthis sicakti ve ayni Turkiye gibiydi. 14 temmuz ayrica milli bir bayram oldugu icin Paris ayri bir kalabalik ve cosku vardi. Gezilebilecek haritada yer birakmadik acikcasi. Eyfel Kulesinde cok vakit kaybettik cunku bayram dolaysiyla bir cok yol kapaliydi ve polisler surekli yollari kapatiyordu.
Yolun devamindada bolca fotograflar cektik ve La Louvre muzesinde biraz dinlenme molasi verdik La Louvre muzesi gercekten muthis kalabalikti cunku DA VINCI’nin sifresi filminin gectigi mekan baya turist toplamisti. Yaklasik 7 saat araliksiz Paris icerisinde tur attik ve donus trenimize yetisebilmek icin tekrar GARE de NORD istasyonuna geri donduk. Paris gercekten gorulmeye deger harika bir sehir. Muthis bir turist potansiyeli var ve bahar mevsiminde bol para ile gitmekte yarar var.
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 10 - 2007
Uzun suredir ihmal etmisiz buradaki anilarimizi paylasmaya, bir yazi ekleyelim bakalim. Gunler gunleri kovaliyor buradaki vaktimizin sonlarina dogru yaklasirken yavas yavas Belcika disindaki komsu ulkelerin guzel sehirlerinede geziler duzenliyorum.
Gectigimiz ay basinda Almanya’da yaptigim 1 haftalik tatilin ardindan bu hafta sonuda Ingiltere’de AGH yapan arkadasim ile birlikte Hollanda’nin baskenti Amsterdam’a gunubirlik bir ziyaret gerceklestirdik. Malum gunubirlik olmasinda yarar var cunku Amsterdam guzel oldugu kadar ahlaki acidan cokuntuye ugramis bir Avrupa sehiri oldugundan pekte orada vakit gecirilebilecek gibide durmuyor.
Bruksel Noord istasyonundan 9:15 treni ile Belcika’nin kuzeyindeki Antwerpen sehrine gectik. Antwerpen’de yaklasik 30 euro civari bir ucret karsiligi Amsterdam biletimizi aldik. Amntwerpen ile Amsterdam arasi trenle yaklasik 2 saat kadar suruyor. Amsterdam’a ulastiktan sonra turizm bilgilendirme burosundan sehir haritasini kaptigimiz gibi basladik kanallari ile unlu Amsterdam’i turlamaya. Haritayi ilk basta cozemesekte(bedava olunca) sonradan haritayi iyi yorumlayarak istedigimiz yerleri cok kolay bulduk. Van Gogh muzesine vardigimizda beni pek acmasada arkadasim muze ziyaretini gerceklestirdi. Sehirde gezilip gorulebilecek bir cok noktayi dolastik ve gercektende Amsterdam gezilip gorulecek bir sehir oldugunu yerinde gorduk.
5-6 saat kadar suren gezimizle Amsterdam’da hos vakitler gecirdik. Saat 6 treni ile Bruksel’e geri donduk. Amsterdam ile ilgili fotograflari Anasayfadaki Belcika’dan Foto Album kisminda gorebilirsiniz.
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Haziran - 12 - 2007
Son bir aydır tırnak aÄŸrıları yüzünden pek dışarılara çıkamasamda yavaÅŸ yavaÅŸ iyileÅŸmesi ile birlikte kendime yeni gezi planları yapmaya baÅŸladım. bununla birlikte ilk gezimi Belçika’nın tarihinde önemli bir yeri oluÅŸturan Waterloo savaşının geçtiÄŸi küçük köye bir ziyaret gerçekleÅŸitirdim gerçi köy demeye ÅŸahit ister baya büyük bir yerdi ama olsun adık köy iÅŸte burası bir fransız bölgesi yani fransızcadan baÅŸka bir dil konuÅŸulmuyor. bende neyseki yanımda gideceÄŸim yerin fotoÄŸraflarını yazıcıda çıktı almıştım göstere göstere bulurm diye düşünmüştüm iyiki de öyle yapmışım. trenden iner inmez sağıma soluma bakındım ve bir yaÅŸlı teyze gördüm.  Ona nasıl gideceÄŸimi tam soracaktım baÅŸladı fransızca biÅŸeyler anlatmaya bende anlamadım tabiki gülüştük ama arabasını gösterdi ve beni otobüs durağına kadar bırakabileceÄŸini söyledi memnun oldum tabiki beni 1 km ilerdeki otobüs durağınna bııraktı. orada da gençlere sora sora otobüsün numarısını öğrenmiÅŸ oldum.
Waterloo durağına vardığımda gençler burada inmem gerektiini hatırlattılar orada indim ve yürümeye baÅŸladım müze giriÅŸ kapısına geldim yine tabiki bolca uzak doÄŸulu turist vardı heryerdeler bunlar :) ) giriÅŸ için 6 euro ödedikten sonra Aslan heykelinin merdivenlerini tırmanmaya baÅŸladım 15 dk kendime gelemedim artık bizden geçmiÅŸ sporu bıraktıktan sonra iyice tembelleÅŸmiÅŸiz. oradan manzara fotoları çektikten sonra geri dönüş yolculuÄŸu baÅŸladı. bir fotoÄŸraf çektirecektim ama unuttum. çok anlamlı olacaktı Belçika’da Fransız Bölgesinde, İngiliz bayrağı altında bir Türk fotosu çektirecektim ama geri dönüşte bayrağın olduÄŸu kapıdan çıkmıyormuÅŸuz geri dönmeye üşendim.
Tren istasyonuna geldim Bruksel trenini bekledim yarım saat kadar tren geldi bir türlü abonman kartını bulamadım bulamayınca inmek zorunda kaldım çünkü trene kaçak bindiğiniz anda baya ağır bir ceza ödüyorsunuz. dışarı çıktım çantayı karıştırdım trenin kapıları kapanıp hareket ettikten sonra kartı buldum :( ve 40 dakika  daha beklemek zorunda kaldım. böylece bir günümüzü  geçirmiş olduk bu arada nisan ayındayız ve Belçika acayip sıcak bakalım yaza durumlar nasıl olacak. görüşmek dileğiyle
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Mayıs - 7 - 2007
Belcika’nin bilindik en meshur iki seyi cikolatasi ve birasidir. Malum benim icki ile aram iyi olmadigindan ben daha cok cikolatalarina merak sariyorum. Ve burada gonullu oldugum icinde bunlara pek para saydigimi soyleyemem acikcasi nerseyse her hafta birileri unlu belcika cikolatalarindan birseyler getiriyor ve bende afiyetle yiyorum.
Bu aralar o kadar cok cikolata yedimki maalesef disimi curuttum. Hayatim boyunca bu kadar cikolata yedigimi hatirlamiyorum. Aman curusun o cikolatalarin tadina bakmak icinde elbetteki bir disimizi feda edecegiz yoksa o lezzzete nasil bakilir ki. genellikle rahibe teyze cok getirsede koordinatorum de arada kapiya asiyor ve ben aliyorum valla bu gonulluluk hos bor aktiviteymis hele benim yaptigim yerde yapmak ayri bir ayricalik diyebilirim yavas ayvas sonlara yaklasiyoruz artik 3 ay 3 hafta var donuse. bu ruya bir an once bitmeli ve gercek yasama donmeliyim. daha askerlik ve is problemleri dururken buradaki cikolatalarin etkisi ile onlari unutacak degilim
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Mayıs - 3 - 2007
gectigimiz h.sonu Belcikanin dogusunda Alman sinirina yakin fransizca konusulan sehir Liege’e flamencesi Luik’e gunubirlik geziye gittim. yolculukarim bildiginiz uzere trenle gerceklestiginden bu yolculuk ta trenle oldu Bruksele tren ile 1 saat uzakliktaki liege belcikanin kucuk ve icinde nehiri olan klasik sehirlerinden biri gibiydi. sehir icerisnde turlarken Turklere rastlamamakta olmazdi tabiki yine bol miktarda brukselde ki kadar olmasa da Turk mevcuttu.
Belcika’da baslayan muaazzam sicak havanin etkisi ile guneste gezmek te ayri bir izdirap oldu acikcasi isin garip tarafi bizim deniz kenarlarinda gormeye alistigimiz guneslenen insanlar avrupada boyle bir imkana sahip olamadiklarindan nehir kenarinda sehirin ortasinda cimlerde guneslenmeyi tercih ediyorlardi. bana sorarsaniz sadece gormek icin gorulebilecek bir sehir pek te antilacak fotograflar cekilecek bir sehir degildi.
zaten bende oyle yaptim bir kac foto cektim dondum geldim yani toplam gidis donus 5-6 saat flan surdu gidis zaten kucuk bir ulke olan Belcika’yi kesfetmeniz en fazla 3 ay ama ben bulundugum surenin uzunlugundan dolayi olayi gezi tarihlerini 1 yila yaydim. Liege ile ilgili cektigim bir kac fotomu Belcikadan foto albumu bolumunde bulabilirsiniz
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Nisan - 5 - 2007
Bugun ogleden sonra tirnagimda olusan iltihaplanma dolaysiyla hastanede doktora gorundum. tabi bayan doktorumuz fransiz oldugu icin ve benim kadar hollandaca bildigi icin cok muthis anlastik:) onun dediklerinden hicbir sey anlamadim o da benim dediklerimden bisey anlamadi. ayak tirnagimi gosterdim. sonra basladi koca bir kelpeten gibi tirnak makasi ile operasyona, bununla kalsa iyi bana nasil oldugunu soruyor bende ne diyor anlamadigimdan her seye kabul olmus bir sekilde ok deyip duruyorum. megerse neden olustugunu suyormus anlamam icin ayaga kalkti gitti ayaginini masaya vurdu. sonradan anladimki bir yere mi carptin demek istiyormus fransizca bir kelime anlamazsak olacagi buydu. sonra agriyormu diye sormasini anlamak ta baya bir vakit aldi onuda tirnagima bastirirken ay ah diye bir ses cikarmasindan anladim. yok dedim gayet rahatim. evet 5 dakikalik operasyon oldu yarim saat bana onumuzdeki hafta izinli oldugunu ama diger hafta geri gelmem gerektigini soyledi. ve birbirimizi bir guzel anlamadan odasindan ayrilmak uzereydimki aklima su geldi ya bana bu onemli birsey dediyse ben herseye ok. dedim. siz yazin bir yazi ben doktora gostereyim. sagolsun birseyler karaladi simdi bakalim o ne demis birazdan anlayacagiz. yukardaki sozler fransizca almanca ve ingilizce karisimi birseydir olay da orada oyle gelisti cunku
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Mart - 28 - 2007
Belçika’nın üç resmi dilinden biri olan Hollandaca’yı kursuna giderek öğrenmeye baÅŸladım. 2 aylık süreç çabuk geçti ve geçtiÄŸimiz hafta çarÅŸamba günü ilk dönemin sonundaki büyük sınava girdim ve sınavı atlatıp ikinci döneme baÅŸlamaya hak kazandım. gerçi sınavda özellikle hollandaca’nın dilbilgisinde doÄŸal olarak zorlandım ama yazışmalar, CD’den söyleneni doÄŸru bir ÅŸekilde kağıda geçirme ve ikili diyaloglar konusunda aldığım yüksek puanlar ile olayı dengeledim.
Dün ise sertifikamı aldım. Bayan hocamız(lerares=bayan öğretmen demek) yatağının baÅŸucuna esprisi burada da geçerliymiÅŸ hoca yatağının baÅŸucuna asarsın artık dedi. pazartesi itibariyle ise baÅŸlamış olduÄŸumuz kurs ise biraz daha ağır geçeceÄŸe benziyor. buda haziran 1 haziran’da bitecek. eh yavaÅŸ yavaÅŸ da olsa konuÅŸmaya baÅŸladım da aslında biraz karışık ve konuÅŸma dilinde de ağır bir dil yani dili olduÄŸunca uzun kelimelerle yavaÅŸlatıyorlar. bu da iÅŸime geliyor aslında. fransızcaya gelince afiyet olsun, selam nasılsın, evet, hayı türünde ÅŸeylerden baÅŸka da pek bir ÅŸey öğrenemedim. eh biraz da kapasite meselesi ÅŸimdi inglizce geliÅŸsin diye gelmiÅŸken birden hollandaca ya baÅŸlamak zorunda kaldım. birde üstüne fransızca öğrenmeye kalkarsak yani ne duruma geliriz bilmiyorum ÅŸimdilik bu kadar dil yeter. hadi görüşmek dileÄŸiyle
Görüşürüz …Tot ziens….. see you
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Mart - 12 - 2007
Avrupa’da olan bitenler ya eszamanlı yada hemen etkisini hissettirerek Türkiye’yi de vuruyor. Teknoloji denilen sey gelistikce insanların beynine gizli kelepce vuruyor ve bu kelepce ancak sevgi ve iletisim tedavileri ile gideriliyor. sebeplerine gelince burada genclerin cogunlugu kulaklarında MP3 player ile dunyayla olan baglantılarını koparmıs durumdalar ve onların sesini o kadar yuksek bir duzeye getiriyorlar ki sanki dunya yı ve insanlari umursamak istemeyen tavırları ile muzigin ritmine kaptırıyorlar kendilerini herkesin kulaginda bir tane var. eger mp3 player yoksa onun yerini telefon mik alıyor. yani insanlar yanlarındakinden cok uzaktakilerden bir beklenti icindeler. benim burada oldugum gibi ben de 3500 km uzaktan beklentilerimi karsılamaya calisiyorum. ben zaten teknolojinin bir kelepcesinden kacsam diger tarafından muhakkak kelepçeleniyorum. sebebimi bende bilgisayar bagımlısı oldum. onsuz yapamıyorum. simdi odama cıkacagım ve onu yanımda goturecegim ve orada da yapacagim ilk is onu calıstırıp onunla oyalanmak olacak. ben telefon tehlikesinden kacarken artık bilgisayar teknolojisine kapılmış bir hastayım. herseyim oldu cıktı buradaki en buyuk yardımcım sıkıntılı zamanlarımı onunla oyalanarak gecirdigim dostum benim o. evet bir cansız varlık ta dost ediniliyormuÅŸ maalesef. hani bir kampa gitsem modern dunyadan bir hafta uzaklassam belki kendime gelecegim ama bilmiyorum. onu yapabilmek simdilik cok uzak bana kendinize iyi bakın teknojinin her alanında siz ona hakim olun o size hakim olmasın o teknojiyi iyi bilmek sizin ona hakim oldugunuzu degil onun sizi yonettigi anlamına gelir unutmayın…..
PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter

Özlü Sözler

Ozlu Sozler


-Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
-Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
-Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
-Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
- Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaÅŸamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZÝ M.KEMAL
- Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UÄžUR MUMCU
- Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
- Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

Ne Okuyorum?

Ozlü Sözler

Faşizmin Ayak Sesleri - Erol Manisalı

Flickr Albumumden Fotograflar

photo4photo5photo9photo8