Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
AÄŸustos - 29 - 2010

Friendfeed’de dolaşırken M.Serdar KuzuoÄŸlu‘nun paylaÅŸtığı mikide.com sitesiyle karşılaÅŸtım. Hepimiz Türkçe’yi iyi konuÅŸtuÄŸumuzu düşünürüz ama iÅŸ yazmaya gelince dilbilgisi konusunda çuvalladığımızı çok iyi biliriz. Özellikle ayrı yada bitiÅŸik yazılması gereken kelimeleri genellikle iyi bir dilbilgisine sahip olmadığımız için ve günümüz internet dünyasında muhabbetlerimizi sanal ortama yazıyla aktardığımız için yanlış yazma konusunda çokça hataya düşeriz.

Mikide.com siteside bu açığımızı görmüş olacak çok basit bir arayüzle hazırlanmış websitesinde bu kelimelerin doğru kullanımı hakkında bilgilendirme vermiş. Sanal ortamda, kendi blogunuzda, sosyal paylaşım ağlarında eğer sizde daha düzgün dilbilgisi ile yazı yazmak istiyorsanız bu siteden kopya çekebilirsiniz. Sanal alemi sadece muhabbet, eğlence ortamı olarak görmeyen ve bilgi paylaşımına da önem veren internet kullanıcıları iseniz muhakkak ki doğru Türkçe ile en azından doğruya en yakın Türkçe ile  bilgi paylaşımı yapmak size çok şey katacaktır. Siteden bir alıntı yapalım ve -mi -ki, -de bağlaçlarının nasıl kullanılması gerektiğini hep birlikte görelim.

BaÄŸlaç olan de, da daima ayrı yazılır ve te, ta biçimi yoktur. Elma da aldı, portakal da. AyÅŸe de geliyor. Hak da, adalet de benim, derdi.Ek olan -de/-da, -te/-ta ise eklendiÄŸi sözcüğe bitiÅŸik yazılır ve dört biçimlidir: Elmada ve Portakalda kurt çıktı. AyÅŸe’de kitap var. Hakta ve adalette eÅŸitlik ilkesi vardır.

İPUCU: Bağlaç olan de, da cümleden çıkarıldığı zaman, cümle yalnız bağlacın vermiş olduğu anlamı yitirmekte; -de/-da, -te/-ta eki çıkarıldığı zaman ise cümle tamamen bozulmaktadır. Bu kuralı yukarıda ek için verdiğimiz örneklere uygularsak (Elma ve portakal kurt çıktı. Ayşe kitap var. Hak ve adalet eşitlik ilkesi vardır.) cümle bozukluğunu rahatlıkla görebilirsiniz.

Bu arada sitenizde paylaştığınız yazılarınıza yorum eklemek isteyen kullanıcılarında bu işten faydalanmasını istiyorsanız. Yorum ekleme bölümünün hemen üstüne aşağıdaki kodları ekleyerek destek vermişte olursunuz.

<a href=”http://www.mikide.com” target=”_blank”><img src=”http://www.mikide.com/assets/link.gif” width=”120″ height=”40″ border=”0″></a>

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
AÄŸustos - 26 - 2010

Bugün 26 Ağustos 2010. Anadolu yurdu için iki önemli zaferin yıldönümü. İlki 1071 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru  Romen Diyojen arasında gerçekleşen savaştan galip çıkan Türklere Anadolunun kapısının açılması.

Diğeri ise Ulusal Kurtuluş savaşımızda zafer gününün taarruz başlangıcının  verildiği 26 ağustos 1922. Bu iki büyük zaferinde aynı güne rastgelmesi güzel bir tesadüf olmuş.

26 AÄŸustos 1071′den

1060′lar süresince Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan Türk müttefiklerinin Ermenistan ve Anadolu’ya doÄŸru göç etmesine izin verdi ve Türkler buralarda ÅŸehirlere ve tarım alanlarına yerleÅŸtiler. 1068 yılında Romen Diyojen Türklere karşı bir sefer düzenledi, fakat Koçhisar ÅŸehrini geri almasına raÄŸmen Türk atlılarına yetiÅŸemedi. 1070 yılında Türkler (Alparslan komutanlığında), günümüzde MuÅŸ’un bir ilçesi olan Malazgirt’te Manzikert (Bizans dilinde Malazgirt) ve ErciÅŸ kalelerini ele geçirdi. Daha sonra Türk ordusu Diyarbakır’ı (Amid) aldı ve Bizans yönetimindeki Urfa’yı kuÅŸattı. Ancak alamadı. Türk Beylerinden AfÅŸin Beyi de güçleri arasına katıp Halep’i aldı. Alp Arslan Halep’de konaklarken Türk atlı birliklerinin bir kısmına ve Akıncı Beylere Bizans ÅŸehirlerine akınlar düzenlemesine izin verdi. Bu sırada da Türk akınlarından ve son gelen Türk ordusundan çok rahatsız olan Bizanslılar tahta ünlü komutan Romen Diyojeni çıkardılar. Romen Diyojen’de büyük bir ordu kurup Konstantinopolis (bugünkü İstanbul)’ten ayrıldı(13 mart 1071). Ordunun mevcudu 200.000 olarak tahmin ediliyor. Matthew of Edessa Bizans ordusunun sayısını 1 milyon olarak veriyor.

Kaynak: Vikipedia

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
AÄŸustos - 18 - 2010

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, dünyada sosyal aÄŸlarda Facebook’un  lider olmadığı sadece 3 ülke kaldığını açıkladı.

Zuckerberg, “Facebook küresel büyümesini hemen hemen tamamladı. Åžu an 500 milyon üyemiz var. Dünyada sosyal aÄŸlarda lider olmadığımız sadece 3 ülke var: Rusya, Japonya ve Çin…”

Zuckerberg’in konuÅŸması böylece devam ediyor. Saydığı ülkeler gerçektende ilginç. Zaten bu Japonlar memleketlerinde durmuyorlarki dünyayı gezmekten dolayı. Çin 1 Milyarı aÅŸkın nüfusu ile zaten her daim bir iÅŸgücü…

Normal yaşamı Futbol, İnternet vs. vs. alışkanlıklarla dolu batılıların tam aksine doğunun 3 gücünün Facebook tercih etmemesi çokta garipsenecek bir durum değil. Bu 3 ülkede orta direk kavramı zaten yok. Toplumun büyük bir kesimi sabah-akşam sürekli çalışır durumda ya da yeni dünyanın nimetlerinden yararlanan küçük bir kesimin ise bilgisayarda geçirecek vakti bulunmamakta.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
AÄŸustos - 15 - 2010

Bugün itibariyle Ramazan ayının 5. gününüde tamamlamış olduk. Son 5-6 yıla bakınca bir çok farklı yerde (Safranbolu, Brüksel, Gazimagusa, Adana) geçirmiÅŸ olsamda artık memlekete yerleÅŸtiÄŸim için Adana’nın kavurucu sıcaklarında Ramazanı yaÅŸamaktayım. Bizim memlekete Ramazan yaÅŸamsal olarak pek uÄŸramasada Ramazanı yaÅŸayan ve yaÅŸatan bir kitleninde bulunduÄŸu söyleyebilirim. Özellikle iÅŸyerinde hızla akıp geçen zamanla birlikte açlıktan ziyade susuzluÄŸa karşı büyük zorluklar yaÅŸadığım doÄŸrudur. Ama bugün ilk defa tümünü evde geçirdiÄŸim ramazan gününde geçmeyen zamandan dolayı daha çok zorlandığımı belirtmeliyim.

GeçmiÅŸ yıllarda kışa denk gelen ve kısa zaman dilimlerinde tutulan ve ayrıca soÄŸuk ÅŸehirlerde geçirdiÄŸim Ramazan ayı ÅŸimdilerde Adana’nın o çekilmez AÄŸustos sıcakları ile birlikte daha zorlu bir Ramazana dönüşmüş durumda. Normal ÅŸartlarda hiç sevmediÄŸimi, aklıma bile gelmeyen çay sahur vaktinin olmazsa olmazlarından oluyor. Gerçi bu günlere de şükür çok deÄŸil 5-6 yıla kadar Haziran ayına doÄŸru gelen Ramazan gündüzün en uzun olduÄŸu zaman dilimine gelecek ve en uzun oruç ayını kısa zamanda yaÅŸayacağız.

Benim gibi bir çok kişininde İftar sofrasının en önemli bölümünü suyun oluşturduğunu biliyorum. Ezan vakti gelir gelmez birçoğumuz hemen sulara dayanıyoruz ve bardak bardak su içiyoruz. Doğal olarak bolca içilen suyun ardından yemek iştahı kesiliyor ve sofradaki herşey gözümüzde sıradanlaşıyor suyun yanında. Ramazan ayı bu sıcak günlerde inşallah sabrımıza daha çok hakim olmamızı sağlar. Çünkü çok büyük bir sınavdan geçiyoruz. Suyun kıymetini biraz daha anlıyoruz. Umarım Ramazanı eksiksiz bir şekilde tamamlayarak Ramazan Bayramına yetişiriz. Herkesin Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını dilerim.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
AÄŸustos - 1 - 2010

Türkiye halkı 12 Eylül günü sabahı yeni bir anayasanın ön hazırlığı için sandık başına gidecek. Bu aralar ülke gündemi o kadar yoğun ki her yerde  EVET ve HAYIR logolu parti propagandaları dönüp duruyor. Ülkenin dört bir yanında bir telaş hakim. Halkta bu gösterilere ev sohbetlerinde, kahve köşelerinde, sokaklarda, işyerlerinde kendi duydukları bildikleri kadarıyla katılıyor ve tartışıyorlar.

Türkiye’nin gerçektende bir anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸine ihtiyacı var mı yok mu tartışma konusu bile olamaz. Elbetteki dünya ile birlikte Türkiye’de deÄŸiÅŸiyor ve çağın gereksinimleri karşısında insanların kiÅŸisel hak ve özgürlükleri konusunda da hukuken deÄŸiÅŸime gitmek en doÄŸru yol olarak görünüyor. Mitinglerde referandum ile ilgili bilgilendirme fazlada yok. Yine İktidar/ Muhalefet çatışması ÅŸeklinde geliÅŸiyor olaylar. Tabiki halkta bu seçim havası gibi geçen ortamda partizan kimliÄŸini ön plana çıkararak baÅŸkanı, vekili ne diyorsa onun dediÄŸine inanmak zorunda kalıyor.

Türkiye’de geniÅŸ bir kitlenin sadece yüzeysel tartışmalarla oyunun rengini belli ettiÄŸi tartışmalarda biraz ÅŸu yeni anayasa hakkında bilgi sahibi olalım istedim.

Yeni anayasa ile 1982 anayasası arasında bizi yani avam tabakasını ilgilendiren ne gibi değişiklikler var?  Açıkçası benim değişime giden maddeler arasında incelediklerimin bir çoğu beni kurtarmaktansa siyasi partileri kurtarmaya yönelik olmuş. Yani anayasanın yeni maddeleri tam bir siyaset-yargı üstünlüğüne dönüşmüş.

Öne çıkan başlıklardan birisi Memurlara toplu sözleşme hakkı. Bu iyi bir düzenleme tabi ki. Fakat ne kadar doyurucu bir hak orası da muamma. Kişisel hak ve özgürlükler de, insani haklar konusunda önemli bir adım atılmış ama bunlar da tabi ki sadece kanunlarda kalan tatbiki, uygulamaya geçirilmesi zor olan mevzular.

Anayasanın içerisinde ki en çok meclistekilerin kendilerini kurtarma planları dikkat çekici. Yeni anayasaya partileri daha ulaşılmaz yaparken hukukun üstünlüğünün meclise gelince sökmeyeceğinin yolunu açıyor gibi yeni anayasa.

Bir baksanıza 1982 Anayasasına göre

Bir siyasî partinin tüzügü ve programının 68 inci maddenin
dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde
temelli kapatma kararı verilir.

hükmü yerine

Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Bassavcısının
talebi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu
bulunan her bir siyasî partinin beser üye ile temsil edildigi
ve Meclis Baskanının baskanlıgında olusturulacak
Komisyonun üye tam sayısının üçte iki çogunlugu ve gizli
oyla verecegi izin üzerine açılacak dava, Anayasa
Mahkemesince kesin olarak karara baglanır. Komisyonun bu
kararı, yargı denetimi dısındadır. Reddedilen izin
basvurusunda ileri sürülen sebepler, hiçbir sekilde yeni bir
basvuruya konu olamaz. Siyasî parti gruplarında ve Türkiye
Büyük Millet Meclisinde izin konusunda görüsme yapılamaz
ve karar alınamaz.

maddesi getirilmiş.  Partilerin temelli olarak kapatılması maddesinin içeriği değiştirilmiş ve kapatmalar olabildiğince hukukun dışına itilmiş. 5 yıl olan siyasi yasaklılık 3 yıla kadar indirilmiş.

Yani maddeler daha detaylı incelendiğinde diğer partilerin bile iştahını kabartacak cinsten değişiklikler var yeni anayasımızda. Zaten halka zerre kadar verilen haklar meclis çalışmalarında ki genelgelerle tekrar ellerinden alınacağı aşikar. Ben bu anayasa değişikliğinden hiç bir şey anlamadım. 12 Eylül gününe kadarda daha detaylı inceleme fırsatları bulurum diye umut ediyorum.

Bu arada Anayasa değişiklik paketi hakkında eski ile yeni maddeler arasındaki değişiklikleri ve yenilikleri inceleyebileceğiniz dosyaya buradan ulaşabilirsiniz. Şimdi sohbete ara verip yeni anayasa için karar verme zamanı. birde aşağıdaki algoritmayı incelemenizdede yarar var. Statükocu yurttaşlarımız için seçim zamanı gelişecek olayların kısa bir özeti gibi sanki

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 28 - 2010

Cep telefonum 6. ayında ilk arızasını verdi. Son iki haftadır sürekli olarak donan cep telefonu artık dayanılmaz bir hale gelince Samsung servisine götürdüm. 20 Temmuz’da tamirat için verdiÄŸim telefonu gayet hızlı bir ÅŸekilde 5 gün içinde tamir ederek bana teslim ettiler. Bu kadar hızlı bir servisi görünce bu arızanın çokça yaÅŸandığı düşündüm. Benim ÅŸikayetim “Donma ve Dokunmatik ekranın çalışmaması ile alakalıydı ve bunun karşılığında “Touchpanel lcd deÄŸiÅŸimi yapılmış” yazısını gördüm. Bakalım teÅŸhis doÄŸrumu yoksa arıza ileride yeniden olacak mı?

Telefonun özellikleri tatmin edici ama iÅŸ saÄŸlamlık testine gelince kanaatimce pek baÅŸarılı deÄŸil. Samsung firması Hardisk konusunda gayet baÅŸarılı olabilir ama cep telefonları konusunda biraz sınıfının gerisinde. Belki Nokia’ya göre daha estetik ve çeÅŸit model çıkartıyor olabilir ama bir de saÄŸlamlık olsa daha iyi olurdu.

Bu arada bu süreci öğrenciyken kullandığım ve 2006 yılından bu yana şarj etmediğim Siemens c115 telefonumu yeniden şarj edip kullanarak geçirdim. Evet tam tamına dört yıl geçmiş, bataryası içinden çıkartılmamış ve öylece beklemiş telefon beni yarı yolda bırakmadı ve iki günden aşağı şarjıda bitmedi. Birde 2004 yılından bu yana kullandığım Nokia 7650 kızaklı telefonumunda tıkır tıkır çalıştığını belirtmekte fayda var. Telefon yakında 7. yılına girecek benim elimde ve halen saat gibi çalışıyor.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 24 - 2010

KargoKargo firmalarının koli gönderilerinde ağırlık yerine kullandığı en-boy-yükseklik hesabına “Desi” hesabı deniliyor. Yani formülize edilmiÅŸ hali ile DESİ= (En*Boy*Yükseklik)/3000 Buradaki desi hesabını desimetre küp  ile karıştırmamak lazım.

Şimdi örnek bir koli belirledik. Ölçülerimiz 100cm*100cm*100cm olsun. (100x100x100)/3000 bunun desi olarak sonucu 333,33 ds/kg dır.

Kargo firmaları da çıkan bu desi miktarını sizin yada alıcının anlaşmalı olup olmadığına, adresten alınıp adrese teslim edilip edilmediğine, sigortalı gönderilip gönderilmediğine göre değerlendirme yaparak kargoyu fiyatlandırırlar. Bu desi hesabının içerisine dosyalar, zarflar girmez.

Bildiğim en ucuz kargo taşıma firması PTT Kargo. Bunun dışında kalite, güvenlik, taşıma şekli, sevkiyat sırasında hasar gören ürün için tazminat konusunda tüm firmalar birbirine yakın hizmetler vermekte. Yani isme göre kalite aramak bence yanlış.

Bazı kargo firmalarının  gönderi takip kodu ve fiyat hesaplama adreslerine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

Aras Kargo

İnternet Sitesi

Gönderi Takip

Kargo Hesaplama

MNG Kargo

İnternet Sitesi

Gönderi Takip

Kargo Hesaplama

PTT Kargo

İnternet Sitesi

Gönderi Takip

Kargo Hesaplama

Yurtiçi Kargo

İnternet Sitesi

Gönderi Takip

Kargo Hesaplama

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 11 - 2010

Bugün girmiş olduğum KPSS-2010 sınavında genel olarak söyleyebileceğim tablonunun olumlu olduğu yönünde. Her zaman ki gibi yine sınava Matematik soruları ile başladım. Matematik genel olarak beni çok zorlamasa da özellikle kesirli çarpanlara ayırma sorusunu yapamamak beni baya yordu. Matematik tahmini olarak 15 ile 20 dakika kadar sürdü. Yapamadığım soruyu burada yayınlamak istiyorum. Şimdi oturup çözümledim ama sınavda halen neden takıldım o kadar soru içinde buna halen anlayamadım.

 

Türkçe’ye gelince, Türkçe soruları nedendir anlamadım çok uzun sorulardan oluÅŸuyordu. O sorularda ki tüm paragrafları bir araya getirsek bir roman çıkacak türden uzun cümlelerden oluÅŸuyordu. En çok zorlandığım bölümlerin başında Türkçe geldi ki o da soruların uzun olmasından dolayı dikkatimi tam olarak veremedim.

Tarih ise tam bir ters köşe durumu. Tarih genel olarak İnkilap Tarihi soruları ile dolmuÅŸtu. Ben büyük bir ihtimal Osmanlı döneminde yaÅŸanan olaylardan çıkacağını düşünüyordum ama çoÄŸunluklu olarak yakın tarihten ve Atatürk döneminin olaylarından bolca soru sorulmuÅŸtu. Ama az çok bilgisi olanın tam puan çekeceÄŸi türden sorularla doluydu tarih kısmı. Birde kendi adıma iÅŸin ilginç olan yanı ise “Osmanlı Devletinde resmi tarih yazarlarına verilen ad nedir?” sorusunun cevabı hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmamama raÄŸmen soruyu doÄŸru yanıtlamam oldu. Çünkü geçtiÄŸimiz günlerde internette dolaşırken tarihçi Mustafa ArmaÄŸan’ın bir yazısında “Vakanivüs” kelimesinin geçtiÄŸini görmüştüm. Oradan aklımda kalmış olacak ki soruyu görünce tereddütsüz o cevabı iÅŸaretledim. İşte o yazıdan bir alıntı

Mesela pek bilinmez ama 1730 yılının tarihi yazılmamıştır. Neden? Patrona İsyanı patlak vermişti de ondan. Eski vakanüvisimiz Çelebizade Asım Efendi ortalıktan sıvışmış, o kargaşa içinde yerine yenisinin atanması gecikince aradan bir yıla yakın zaman geçmiş, vakanüvislik koltuğu boş kalmıştı.

kaynak

CoÄŸrafya ve vatandaÅŸlık ise orta ÅŸekerli gitti. CoÄŸrafya soruları da tarih soruları kıvamındaydı ve çok zor gibi görünmedi. VatandaÅŸlık sorularında ise garip olanı Avrupa Merkez Bankası baÅŸkanının adının sorulmasıydı. Sorunun cevabını daha önce hiç merak etme gereÄŸi duymamıştım ve bilmiyordum. AkÅŸam eve geldiÄŸimde tasadüfen akÅŸam haberlerinde alt yazıda Avrupa Merkez Bankası baÅŸkanı ile ilgili bir haber yayınlanınca “kısmet” demekten baÅŸka yapacak bir ÅŸeyim olmadığını düşündüm. Sınav genel olarak olumluydu ama bakıp göreceÄŸiz herÅŸeyi.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 4 - 2010

Ekranlardaki sinema filmlerinden, dizilerden veya programlardan takip ettiÄŸimiz karakter oyuncularının bir çoÄŸuyla özdeÅŸleÅŸmiÅŸ seslendirmeleri mevcut. ÖrneÄŸin Mel Gibson, Bruce Wills, Robert De Nero veya Al Pacino gibi bir oyuncunun sesi dublajda deÄŸiÅŸmiÅŸse o filmin etkisi yarı yarıya düşmüştür. İşte bu etkileyici seslerin sahipleri hakkında bilgilendirme yapmak istedim. Bazen bu seslendirme sanatçılarını filmdeki karakterlerden daha fazla merak eder dururum. İşte onlardan bazıları!… Aslında benim favori seslerim dememde fayda var.

Alev SEZER (Mel Gibson, Bruce Wills) özellikle Cehennem Silahı serisinde Mel Gibson’a cuk oturmuÅŸtur Alev Sezer’in sesi. Aynı zamanda ünlü bir oyuncuydu. Åžimdi rahmetli ama ses tonu halen belleklerde…

Haluk KURDOÄžLU;  Benim aslarım arasında. Normalde oyunculuk yapmasınada raÄŸmen ben onu hep ses tonuyla hatırlarım. Türkçe’ye çok iyi hakim birisiydi. O da aramızdan ayrılanlar arasında.

Kerem YILMAZER; Bir çok kere filmlerde ya da belgesellerde bu sese rastgelmiÅŸsinizdir. Onu en son duyduÄŸumuz program NTV’de yayınlanan GECE-GÜNDÜZ programı idi. Ama programın yayınlandığı dönem içerisinde İstanbul’da ki HSBC binasının bombalanması sırasında o da ölenler arasındaydı

Rüştü ASYALI; İşte ağır seslerin önde gelenlerinden birisi. Onu Keloğlan serilerinden hatırlasakta kendi sesiyle sunduğu programlarda hemen ses tonuyla ön plana çıkar.

Rutkay AZİZ; Gerçi televizyon karşısında görmeye çok alışık olduğumuz bir isim ama seslendirme konusunda da iyi bir ses tonuna sahip olduğuna inandığım bir isim.

Sungun BABACAN; Seslendirdiği aktörlerin adlarını saysak herhalde buraya satırlar sığmaz. Uzun yıllardır seslendirme yapıyor ama sanki halen aynı gençlikte kalıyor. Takip edin sesini çok iyi ayırt edebilirsiniz.

Mümtaz SEVİNÇ; Kendisini eski filmlerden ve Alain Delon gibi isimlere verdiği sesten tanıyabiliriz. Onun seside diğer seslerden kolayca ayırt edilebilecek türden.

Ve daha fazlası için Kamran Usluer, Çetin Tekindor, Müşfik Kenter (Alf) vs. vs…..

Bu isimler benim favori seslerim arasında. Aslında daha bir çok ses var etkileyici olan ama bildik tanıdık olarak aklıma ilk gelenler bu sanatçılar oldu.

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 2 - 2010

Kitapseverler için daha doğrusu kitapların içinde geçen cümlelerden bir hayat, felsefe çıkanlar için yepyeni bir site kuruldu. Bunu diğerlerinden ayıran özellik üyelerin okudukları yada gözden geçirdikleri kitaplardan seçtikleri cümleleri bu sitede paylaşıyorlar. Tabiki bizimde okuduğumuz, zihnimizin bir köşesinde yer edinmiş cümlelerden paylaşım yapacağımız kitaplar olacaktır.

Sitede adı geçen bazı kitaplardan  cümle alıntıları………..

“Hayat, onunla oynamaya baÅŸladığını sandığın andan itibaren, seninle oynamaya çoktan baÅŸlamıştır bile..

Ahmet Günbay Yıldız / Hayata Dair Notlar

siteye destek olalım kitapsever ziyaretçilerim…

http://www.izbirakankitapcumleleri.com/

PaylaÅŸ:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter

Özlü Sözler

Ozlu Sozler


-Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
-Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
-Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
-Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
- Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaÅŸamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZÝ M.KEMAL
- Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UÄžUR MUMCU
- Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
- Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

Ne Okuyorum?

Ozlü Sözler

Oltadaki Balık Türkiye - M.Emin Değer

Flickr Albumumden Fotograflar

photo4photo5photo9photo8