Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
Ağustos - 7 - 2010

Başlıkta ” İnternete Şifre Koyma” dedim ama burada anlatılacak olan  İnternet Explorer kullanıcıları için geçerli. Kendileri dışında başkalarının kişisel bilgisayarınızda İnternette gezinmemesi için yapmanız gerekenleri burada sıralayacağım. Bu sayede isterseniz internet tarayıcısının girişine istersenizde kullanıcının girmesini istemediğiniz sitelere girişini engellemiş olursunuz. Yani örnek verecek olursak ziyaretçi Google sitesini kullanabilsin ama Facebook’u kullanamasın yada hiçbir şekilde giriş yapamasın. Bu anlatım IE 8.0 için geçerlidir ama 6.0 yada 7.0. kullanıcılarıda az değişiklikle bu yönergedeki gibi çözüm bulabilir.

1) İnternet Tarayıcısını(Explorer) açın. [Mavi renkli küçük “E” işaretini)

2) Yukarıda bulunan ARAÇLAR> İNTERNET SEÇENEKLERİ bölümünü tıklayın

3) İÇERİK bölümüne gelin ve İÇERİK DANIŞMANI’na bölümünden ETKİNLEŞTİR’i tıklayın.

4) ŞİFRE GİRİN

5) BİTTİ……………………

Eğer belirli siteler için bu işlemi  yapacaksanız.  ARAÇLAR> İNTERNET SEÇENEKLERİ>İÇERİK >İÇERİK DANIŞMANI>AYARLAR bölümüne giriş yapın. ONAYLANAN SİTELER bölümüne gelin ve engellemek istediğiniz siteleri yazın (ör; www.youtube.com) gibi ve ASLA deyin. Böylece sadece engellemiş olduğunuz sitelere giriş yapılmış olacaktır.

Not: Bu içerik www.sonerorhan.com‘a aittir.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 31 - 2010

Web sitelerinde HTML kullanmaktan vazgeçip PHP sistemine geçtiğim zamandan beri onlarca wordpress tema sitesinde gezindim durdum. Bu iş için en iyi tema sitesi olarakta benimde mevcut sitemde kullandığım www.web2feel.com sitesini keşfettim. Gerçektende işlerinde çok başarılılar. Mevcut tüm temaları(templates) muhakkak ki değerlendirilebilir temalardan oluşuyor. Siteye girer girmez sol tarafta yer alan “BROWSE THEMES” bağlantısına tıklayarak mevcut tüm temaların önizlemesini görebilir yada ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Örnek verecek olursak benim temam olan “Creativepress” in buradan önizlemesine bakabilirsiniz. Tabi ben biraz temam ile oynamak zorunda kaldım. Bunu bir günce(blog) sitesi olarak yapmaktansa biraz daha geniş içerikli bir siteye çevirmeye çalıştım.

Siteden beğendiğim tema çalışmalarından bazı örnekler….

- “Solarpress theme

-  “Android Theme

-  “Provogue Theme

Şimdi elbetteki bu tip temalar için bir emek harcandığı için tasarımcı doğal hakkı olarak kendi reklamını footer.php dosyası içerisinde gizli kodlarla yazar.  Bazıları ise yazmaktan beter ederek bir link cehennemine çevirirler. Bu tip bir footer.php dosyasına müdahale edebilmek için ise geçmişteki “Şifreli(Decode) WordPress Footer.php kod Düzenlemesi” yazımı okuyarak bilgi alabilirsiniz.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Temmuz - 11 - 2010

Opera Tarayıcısı kullanan kişiler yeni sürümlerle birlikte gelen Toolbar’daki yada Hızlı Erişimdeki  hızlı arama seçeneğindeki geçmiş arama kayıtları yüzünden pek hoşnut değiller. En azından gördüğüm kadarıyla internet üzerinde bu konuda çokça sıkıntı yaşayan Opera kullanıcısı mevcut. Bu işin şimdilik Opera içerisinde çözülebileceği bir bölüm yok. Bu işi Opera’nın bilgisayar içerisinde yüklü olan klasöründe çözümünü bulmuşlar. İşte yapılması gerekenler.

1) Opera Tarayıcısını kapatın.

2) C:\ klasöründe “Document and Setting” klasörüne tıklayın.

3) Bilgisayarınızın adının bulunduğu klasöre girin.

4)  Eğer Klasör ve Dosyaları gizle seçeneğiniz aktif ise onu “Gizli dosya ve klasörleri göster” şeklinde değiştirin.

5) “Application Data” klasörüne tıklayın.

6) Opera klasörünü tıklayın ve tekrar Opera klasörüne tıklayın

7) “search_field_history.dat” dosyasına sağ tıklayın ve özellikler kısmında “Salt okunur” işaretini tıklayın.

8) Uygula ve ardından TAMAM diyerek kaydedin.

Böylece işlem tamamlanmış oldu. Unutmayın ki Opera oturumu açık olduğu sürece bu kaydetme olayı devam eder. Eğer yazdıklarınızın kaydedilmeden silinmesini istiyorsanız. Opera’yı bir kere kapatmanız ve geri açmanı yeterli. Eski kayıtlar tamamen silinmiş olacaktır.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Nisan - 20 - 2010

Zincir MailGeçtiğimiz günlerde e-posta kutuma turk.internet.com tarafından gönderilen bir yazı oldukça dikkat çekiciydi. elektronik posta yoluyla arkadaşlarımız ya da spam göndericiler tarafından  e-postamıza yağmur gibi gönderilen maillere karşı artık yeni tedbirler alınıyor.

Buradaki  yazıda arkadaşlarımıza gönderdiğimiz ya da onlardan gelen fıkra, komik haberler, yardım haberleri, protesto haberleri vs. vs. postalar ilerisi için başımıza bela olabiliceği yazıyor.

Bu olayın gelişimi ise genellikle bir arkadaşı tarafından kendi e-posta kutusuna gönderilen bir iletiyi adres defteri içerisindeki onlarca kişiye gönderen bir kişinin mesajını alan 3. kişinin bu iletiyi kendi adres defteri içerisindeki  onlarca kişi ile paylaşması sonucunda oluşan zincirleme mail (forward) sayesinde bir anda binlerce hatta onbinlerce e-posta adresi spamcıların eline zahmetsiz bir şekilde geçmiş oluyor.

Yine Turk.internet’in haberine göre bu zincirleme maillere verilen örnekler aşağıdaki gibi sıralanıyor.

  • 17 aralık 2004’de Türkiye’nin AB üyeliği müzakereleri için tarih aldığının hemen ertesinde, yayılmaya başlayan ve “madde 3 – Türkiye federasyonu kabul ediyor” içerikli mail
  • Cep telefonları ve operatörleri ile ilgili mesajlar
  • Danone Hakkında, üstelik bir profesörün elinde çıktığı yalanı ve sağlığa zararlı olduğu iddiası ile yayınlanan mail
  • Türk Telekom’un 118 (şimdi 11811) nolu rehberlik hizmeti hakkında doğru olmayan pahalılık iddiası
  •  

    Bunun dışında bildiklerim ise kanser hastası bir çocuğun feryadı, hotmailin paralı olacağı, yayılması durumunda tüm dileklerin kabul olacağı türden mailler. Bunların hepsi çoğunlukla incelenmeden iki tıklama ile internet ortamına servis ediliyor. Kimi için bir görev olarak adlandırılsada kimi içinse bu tamamen zaman geçirme etkinliği.

    İşte hukuki boyut burada devreye giriyor. Öncelikli olarak böyle yalan bir iftiraya maruz kalan özel ya da tüzel kişilik bu maili ortaya çıkarıp bizlere servis edenlerden başlayarak zincirin tüm halkalarını (forward) edenleri sorumlu tutabiliyor.

    Bu tip e-postaları göndermeden önce doğruluğunu araştırmamızda fayda var. Bu mailleri hazırlayanların bu iletileri ne amaçla hazırladıklarını iyi çözmemiz gerekir. Eğer aldatıcı veya kişisel mevzulardan ileri gelen bir zincirleme maile sizde “yardım olsun” gözüyle bakarak destek veriyorsanız bu maili hazırlayanın işlediği suç kadarını sizde işlemiş oluyorsunuz.

    Paylaş:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Blogplay
    • FriendFeed
    • MySpace
    • RSS
    • Twitter
    Yazar Soner ORHAN
    Mart - 12 - 2010

    Bir çok bilinçli ya da bilinçsiz internet kullanıcısının birden fazla e-posta adresi vardır. Malum birisini internet üzerinden site yada forumlara üyelik için kullanırlar diğerini ise günlük iletişim paylaşımları ve özel yazışmaları için kullanırlar. Benim de halen aktif olarak kullandığım dört tane e-posta adresim var. Üyelikleri barındırdığım, nadir kullansamda MSN görüşmelerini yaptığım ve resmi olarak ciddi yazışmalarımda kullandığım ayrı ayrı e-postalarım var.

    Özellikle de son 5-6 yıldır ADSL ile evlere kadar giren internet ortamında ister istemez dostlarımızla, arkadaşlarımızla iletişimimizi e-posta (Yahoo, Hotmail, Gmail, AOL) yada anlık ileti programları (MSN, Yahoo Messenger, Google Talk, Skype) ile sağlıyoruz.

    Herşey iyi hoş güzel ama şu SPAM denilen olay yok mu! Dünya üzerinde günde ortalama 70 milyar civarında elektronik posta gönderilen ortamda artık posta kutularımız hiç çekilmeyecek bir hal alıyor. Bir çoğumuzun e-posta adresine ortalama 10 ile 20 arası mail gelirken bunun içerisinde değerlendirmeye alınabilecek mail sayısı belkide bir yada en fazla ikidir.

    Son beş-altı yılımızı “bu maili gönderirsen cennetliksin“, “bu çocuk çok hasta hemen herkese yolla“, “bu maili 10 kişiye yollayanın tüm dilekleri kabul olur“, “Hotmail paralı olacak“ mailleri ile geçirdik. Kişi listemizdeki ekli en yakınımız adeta kendine gelen bu maili bir santral memuru gibi hemen bizlere aktarır gereksiz postalar ile vaktimizin çoğunu öldürür dururduk.

    Ne olduysa oldu ve Facebook türedi türeyeli artık bu tip maillerden pek gelmez olduk. Günde 3-5 tane abuk sabuk “forward mail” sayısı haftada 3-5 civarına düştü. Bu sevindirici bir haber aslında. Böyle Spam mail yoluyla insanların posta kutusundaki adres defterindeki tüm maillere ulaşan ve abuk sabuk reklam mailleri gönderenlerden de kurtulmuş oluyoruz.

    Artık kimse açıkçası mail kutusunun yüzüne bakmıyor. Tüm Forward hırsını Facebook’tan çıkartıyor. Arkadaşlarından gelen ne varsa iki tıklama ile başka bir arkadaşına paylaşıyor. Böylece elektronik posta olayıda biraz daha resmileşerek gerçek iletişim aracı olarak kullanılmaya başlıyor. Bu en azından daha okunabilir e-posta bekleyenler adına sevindirici bir durum.

    Paylaş:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Blogplay
    • FriendFeed
    • MySpace
    • RSS
    • Twitter
    Yazar Soner ORHAN
    Ocak - 14 - 2010

    Bir çok WordPress kullanıcısının en büyük sıkıntılarından birisi sitenin en altındaki site ile alakalı bilgilendirme kısmı (footer.php) dosyasının şifrelenmesinden dolayı müdahale edememesidir. Uzman tasarımcılar iyi bilirler ki bazı WordPress temaları eval-gzinflate.decode ile bazı sayfalarıda md5 ile şifrelenmiş olup kullanıcıya footer üzerinde oynama yapma imkanı tanımazlar.

    Çünkü bazı web site sahipleri iki dosyayı kendi diline çevirerek sanki tüm tasarımın kendilerine ait olduğunu zannederler. Ama bazı tema tasarımcıları da vardır ki footer.php dosyasının içerisini gerekli gereksiz onlarca reklamla doldurarak sitemizin altını link cehennemine çevirirler. Bu yüzden müdahale etme gereği hissederiz.

    Şimdi size basit bir yöntem ile nasıl footer.php dosyanızı düzenleyebilirsiniz onu anlatmaya çalışacağım. Sistem çalışır mı diye soruyorsanız benim siteden uygulamalı görebilirsiniz.

    1-Önce temanızdaki index.php dosyasını açın. Kod satırlarının alt tarafında

    <?php get_footer(); ?> kodunu bulup silin ve yerine aşağıdaki kodu yapıştırın ve kaydedin.

    <!– // ABC –>

    <?php get_footer(); ?>

    <!– // ABC –>

    Not: Buradaki ABC uydurmadır. Siz dilediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.

    2- Kaydettiğiniz index.php dosyanızı FTP ile sunucunuza ya da yerel sunucunuza gönderin.

    3- Şimdi sitenizi açın ya da sayfanız açıksa YENİLE ile sayfanızın yenilenmesini sağlayın

    4- HTML Kaynağı görüntüleyin

    5-<!– // ABC –> ile <!– // ABC –> arasında kalan tüm kodları kopyalayın.

    6- Footer.php dosyanız içerisindeki tüm kodları silin ve yeni kodları gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra içine kopyalayıp kaydedin ve sunucunuza gönderin.

    7- Sitenizi tekrar yenileyin.

    İŞLEM BİTTİ…. Lütfen Tema tasarımcısının emeğine saygı gösterin ve temadan tasarımcının bağlantı adresini silmeyin.

    Paylaş:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Blogplay
    • FriendFeed
    • MySpace
    • RSS
    • Twitter
    Yazar Soner ORHAN
    Ocak - 9 - 2010

    Dünyada milyonlarca kullanıcısı olan ve Türkiye’de nedendir bilmem dünyayla paralel olarak popülaritesi yüksek olan Facebook sosyal ağı aynı zamanda cep telefonlarında da en çok ziyaret edilen adresler arasındaymış.

    Bu sitenin yarattığı pazardan pay kapma peşinde olan Turkcell mobil internet kullanıcılarına gnctrkcll sitesinden yaptığı ankette 1 milyon tıklamaya ulaşılırsa, cepten Facebook’a girmeyi ücretsiz yapacağını iddia ediyormuş.

    Eğer Turkcell kullanıcısı iseniz ve mobil internet üzerinden Facebook sosyal imini kullanıyorsanız ankete katılmanızda fayda var. An itibariyle 394847 kez tıklanmış.

    Anket için Tıkla ….

    Paylaş:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Blogplay
    • FriendFeed
    • MySpace
    • RSS
    • Twitter
    Yazar Soner ORHAN
    Ocak - 5 - 2010

    Blog (Günce)  tasarımı ve yazarlığı ile uğraşanlar bazı basit hatalar yaparak tasarımlarının kötü görünmesine sebep olurlar. Bu da blogunuzun (güncenizin) ziyaretçisini azaltır. Burada benimde deneme-yanılma yöntemleriyle doğruyu bulmaya çalıştığım ve bazen hatalar yaparak sil baştan değişime gittiğim konularda bilgilendirme yapmak istiyorum. Yani kısacası Blogumu şekillendirmek adına yapmış olduğum doğrulardan ve hatalardan bahsederek biraz katkı sağlamak istiyorum.

    Blog yazarları internet ortamında bir fikir, yazı, kaynak vs.  paylaşıyorlarsa bunu karşı taraftaki bilgisayar kullanıcılarına içlerini dökmek, yardımcı olmak, yardım almak maksadıyla yaptıkları su götürmez gerçek. Fakat bunları yaparken bazen basitçe hatalar yaparak sitenizin müdavimlerini ya da ziyaretçilerini sıkarsınız. Bunun önüne geçmek için neler yapılmalı hep birlikte bakalım.

    1) Bloga sırf yazı girip güncel tuttuğunuzu göstermek  için içerikler girmek: Bu sizin sürekli takipçilerinizi rahatsız edecektir. Bilgili olduğunuz konularda yazılarınızı paylaşın. Kendi özgün yazılarınızı ön planda tutun. Başka sitelerden kopyala-yapıştır tarzı yazılar  bu konuda araştırma yapan ziyaretçinizin sitenize olumlu bakmasını engelleyecektir. Eğer illaki beğendiğiniz bir konu hakkında başka siteden alıntı yapacaksınız hem kaynağını gösterin hem de kendi fikirlerinizi de ekleyerek site kullanıcısına sitenizin ayrıcalıklı olduğunu göstermiş olun.

    2) Yazı içine gereğinden fazla bağlantı gömmek: Bazı sitelerde görürsünüz. Genellikle bilgi paylaşımı yapan sitelerde sık rastlanır. Site yazarı bir konu hakkında 100 kelime yazı yaşmıştır fakat neredeyse 10–15 kelimenin içine bağlantı gömer ve sizi oralara fikir almak için yönlendirir. Bu bazı koşullarda yararlı iken bazen de ziyaretçinizi ister istemez sizden daha iyi içerikle hazırlanmış bağlantıya sürüklenmesine yol açar. Özellikle bu tip bağlantıları verirken yeni bir bağlantı sekmesi(penceresi) ile ziyaretçinin sitenizden ayrılmaması konusunda önlem alabilirsiniz.

    3) Yazı Etiketi (Tags) kullanımı: Güncenize girmiş olduğunuz içeriklerin arama motorlarında daha kolay bulunabilirliğini sağlamak açısından içeriğe etiketler koymak ya da Etiket bulutu eklentileri eklemek gayet mantıklıdır. Fakat işi abartarak sırf ziyaretçi çekmek amacıyla etiketlerinizi bir etiket çöplüğüne dönüştürmek ve yazının altına gömerek site ziyaretçilerinin gözüne sokmak hiçte akılcı bir davranış değildir. Bence en mantıklısı yazının en can alıcı noktalarından oluşan kelimelerden oluşan 5-10 tane etiket işinizi fazlasıyla görecektir.

    4) Sosyal Ağlarda Paylaş eklentisi(Share): Güncenize yazınızı eklediniz. İnsanlar yavaş yavaş arama motoru sayesinde yazınızı görür ve okur oldular. Yazınız çok ilgi çekici ve paylaşılmayı bekliyor. Ama siz insanlara bu yazılarını sosyal ağlarında paylaşmasını sağlayacak eklentileri kurmayı unuttunuz. Ziyaretçi ya yazıyı kopyalayıp yapıştırmak gibi zahmetli bir işe kalkışacak ya da paylaşmaktan vazgeçerek sadece okuyup geçecek. Aynı zamanda kopyalamış olsa bile aklına sitenin linkini(ilişimini) koymak gibi bir fikir gelmeyebilir. Bu ziyaretçiden çok günce yazarının hatasıdır.

    5) Klişeleşmiş konularda aynı tip yazılar yazmak: Günümüzde maalesef arama, araştırma yaptığımız konularda karşımıza iki tip sorun çıkıyor. Birincisi yazılar birebir aynı, ikincisi ise etiket bulutları sahtekarlığı ile içeriksiz konunun aramalarda en üstte çıkması. Mesela “İnternet Nedir ne işe yarar” türünde arama yapan bir kullanıcı karşısına çıkacak olan içerikleri incelediğinde neredeyse bir çoğunun birebir aynı olduğunu görür. Kullanıcılar yeni ve ortamda olmayan bilgilere ulaşmayı daha çok severler. Eğer böyle konularda iddialı iseniz o konuda yazmaya başlayınız.

    6) Yazılarınıza özen göstermek: Bugün maalesef ülkemizdeki en büyük sorunlardan birisi Klavye ile harf katliamı. Birçok günce yazarı buna hiç dikkat etmiyor. Sundukları içerikteki kelimeler ve noktalama işaretleri tamamen vahşet görüntüsü sergiliyor. Buna dikkat etmek için yazılarınızı olanak varsa önce daha geniş içerikle görebileceğiniz yazı editör programları (Wordpad, MS Word) ile yazmanızda fayda var. Hem yazım yanlışlarını hem de imla hatalarını asgari düzeye indirmenizi kolaylaştıracaktır.

    7) Yazılarınızdaki ruh halinizi dengede tutun: Eğer kurumsal bir firma değilseniz internet ortamında kendinizi kasıp çok ciddi olmanızın bir mantığı yok. Unutmayın ki site ziyaretçileriniz bilgisayar başında vakit geçirebilmek ve eğlenmek için sizin sitenizi ziyaret ediyor. Yazılarınızı resmi makam dilekçesi tarzında yazmaya kalkışırsanız ziyaretçileriniz tarafından anlaşılamazsınız. Bunun tam tersi yönünde de çok laubali bir şekilde karpuz çekirdeğini doldurmayacak içerikler yazarsanız da belki yaşıt hedef kitlenizi tatmin edebilirsiniz fakat genel ziyaretçi kitlesinin sitenizden uzaklaşmasına sebep olursunuz.

    8 ) Görsel Tasarım renkleri çok soluk ya da çok renkli bir Blog: Belki bir Sonbahar çocuğusunuz ve tek renkten hoşlanıyorsunuz. Gri renk sizin ruhunuza işlemiş olabilir. Fakat site ziyaretçinizin içeriğinizin yanı sıra tasarımlarınızda kullandığınız renk ile de mutlu edebilirsiniz. Bunun dışında yeryüzündeki tüm renkleri kullanarak site ziyaretçisinin gözlerinin aşırı şekilde yorarak sitenizden kaçmasına mani olabilmek için göz alıcı renklerden uzak durmanızda fayda var. Bunun için internet üzerinde WEB 2.0 tabanlı sitelerinin renk skalalarına bakarak destek alabilirsiniz.

    9) Ziyaretçiyi yazıya yorum eklemekten mahrum bırakmak: Güncenizde yazmış olduğunuz içerik hakkında fikir beyan etmek isteyen onlarca insan olabilir, ya da olmayabilirde. Ama unutmayın ki iyi bir yorumcunun bıraktığı yorumu yorumlamak için bile üşenmeyip fikrini sunmak isteyen başka insanlar çıkabilir. Konunun önemine göre seviyeli ve sizin kontrolünüzde oluşacak tartışma ortamları yazının okunurluğuna katkı sağlayarak paylaşımınızın geniş alanlara yayılmasına ön ayak olur.

    10) Farklı Kişisel Blogları Keşfe çıkın: Unutmayın ki hiçbir şey kafanızda bir ampulün bir anda yanmasıyla oluşmaz. Sıfır Tasarım ya da içerik diye bir şey söz konusu değildir. Dünyada milyonlarca Blog yazarı ve tasarımcısı var. Yeni bir tasarım muhakkak ki başka bir tasarımdan ilham alınarak gerçekleşir. Ya da genel kullanıcılara hitap edeceğiniz bir yazı başka bir ortamdan ilham alınarak sizin elinizde yeniden hayat bulur. Bu yüzden bu işi ben bilirim havalarında olmayın. Sürekli araştırma içinde olun. Özellikle kişisel güncelerin ziyaretçisi olun. Fikir alışverişi içinde olun. Tasarım ve içerik hakkında blog sahibinin çok zamanını almayacak sorular ve eleştiriler getirin.

    Sonuç olarak kendi kabuğunuzu yırtın. Sanal dünyanın derinliklerine dalın. Siz gezdikçe hatalarınız gün yüzüne çıkacaktır.

    Paylaş:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Blogplay
    • FriendFeed
    • MySpace
    • RSS
    • Twitter
    Yazar Soner ORHAN
    Ocak - 5 - 2010

    Dünyadaki bir çok çok-uluslu şirket logolarını 2009 yılı içerisinde yenilediler. Bu yenilenme ve yeniden tasarlanma furyasına bir çok ünlü firma eklendi. Oyun portallarından, internet tarayıcılarına, e-posta hizmeti verenlerden, telekominikasyon hizmetlerine ve otomobil amblemlerine kadar bir çok dalda 2009 yılı ile birlikte yeniliğe gittiler. Logoların bir çoğu özgünlüklerini kaybetmesede bazıları sanki silbaştan tasarlanmış gibiydi. En dikkat çekici olanı ise Play Station 3. İşte bu çok uluslu şirketlerden popüler olanlarını inceleyelim isterseniz. Ne diyelim hepsiyle birebir ticari bir bağlantımız bulunmasada bir noktada internet dünyası üzerinden kullandığımız uygulamaların logolarındaki kan değişimleri tüketici için yenilikler elbetteki getiriyordur.

    Play Station

    Sony Ericsson

    Sprite

    Pfizer

    Opera

    MSN

    Nickelodeon

    Master Card

    AUDI

    AOL

    FireFox

    Logolar için alınan kaynak

    Paylaş:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Blogplay
    • FriendFeed
    • MySpace
    • RSS
    • Twitter
    Yazar Soner ORHAN
    Ocak - 4 - 2010

    Web sitesi sahiplerinin olmazsa olmazı SEO hakkında bir şeyler yazmak istedim. İstedim çünkü bazı web tasarımcılarının aslında bir yandan da haklı olsalar da(Site sahiplerinin bitmek bilmez Google da üst sırada olma isteği) sonucunda etik olarak doğru bulmadığım ücretli Google optimizasyonu. İsterseniz Şimdi işe Seo nedir ile başlamakta fayda var. Tabi internet üzerinde “Google Arama motoru optimizasyonu dökümanları” diye aramalar yaparak bu işin püf noktalarına kolaylıkla ulaşabilirsiniz.


    SEO ingilizce açılımıyla, “search engine optimization” Türkçe  mealiyle “arama motoru optimizasyonu(eniyilemesi)” demektir. Yani sitesinde SEO eniyilemesini uygulamak isteyen herkesin bilmesi gereken şeydir. Yani mükemmel şekilde hazırlanmış görsellerle desteklenmiş bir web sitesinin SEO desteği olmadan internet alemindeki yeri görsellikten öte gidemez ve kendini bu alemde ifade edememesi demektir.

    Seo Nasıl Uygulanmalı?

    Seo denilen olay aslında site tasarlandıktan sonraki en önemli olayların başında geliyor. Yani görsel olarak hazır bir sitenin içerik olarakta hazır hale getirilmesi ve Google tarafından mükafatlandırılması için tasarımcının elindeki sihirli kelimeleri uygun yerlere serpiştirilmesi işleminden başkada birşey değil aslında SEO. Yani arama motorunun yazmış olduğunuz ve internette paylaşıma açtığınız konuya ilgi göstermesi için yapmış olduğumuz Kelime oyunlarının hepsine SEO diyoruz.  Aslında bu da ne demek oluyor bir web sitesine sahipseniz ve bulunabilirliğinizi arttırmak istiyorsanız kendi parlak fikirlerinizi tasarımcınızla birlikte ortaya döküp geri dönüşüm açısından azami gayreti göstermeniz gerekli.

    Konuyu uzatmadan Google ile nasıl nikah kıymamız gerekli bu konuda biraz kafa yoralım….

    - Arama motoru örümcekleri sitenizi gezerken sayfa kodlarını yukardan aşağıya doğru satır satır okuyup işlerler. Arama motorları yazmış olduğunuz konunun başlığına yazıdaki uzun teferruatlardan daha fazla önem verir. Bu yüzden bir konu açıyorsanız arama motorunuzda arama yaptırmayı ve konu başlığının aranılırlığınıda dikkate alarak hedefi gözünden vurmaya çalışın.

    - Sitenizde muhakkak meta tag bulunmalıdır. “Meta Tag” HTML kodunuzun HEAD bölümüne yerleştirilmiş bilgi etiketleridir. Meta Taglar Arama motorlarına sitenin içeriği hakkında bilgi sunarlar.

    - Sitenizde yayınladığınız içerikler muhakkak ki  arama motorları tarafından itibar görür içerikler olmalı.  Google adult, warez, MP3 gibi illegal içerikli siteleri pek sevmez.

    - Bir sitenin olmazsa olmazı Site haritasıdır.  Sitenizin bir site haritası mutlaka oluşturulmalı.  (Örneğin..: http://sonerorhan.com/sitemap.xml) Bir sitemap dosyası nasıl ve nereden oluşturulur diye düşünüyorsanız bu siteden destek alabilirsiniz.

    - Sitenizi daha çabuk ve Google tarafından anlaşılabilir şekilde (Indekslenmesi) dizinlenmesi için Google Web Yöneticisi Araçlarına kayıtı ettirmenizde fayda var.  Bu araç sayesinde Google’da hangi içeriğinizle daha fazla aranıyorsunuz ya da kimler tarafından sitenize bağlantı sağlanmış kolayca öğrenebilirsiniz.

    - Anahtar Kelimeleri yani Yazı etiketlerini yazınızın içeriğine göre mantıklı şekilde serpiştirin. Onlarca etiket girmek yerine 3-5 tane yazının amacını açıklayan sağlam etiketler girerek arama motorunun işini kolaylaştırın ve içeriğin bulunabilirliğine yardımcı olun.

    - Bağlantı başlıklarını karmaşık harflerle yada uzun cümlelerle kurmaya çalışmayın. Konunun amacını anlatan kısa ve net cümleler kurun.

    (Örneğin: http://www.sonerorhan.com/?p=1 ) nasıl yanlış bir bağlantı adıysa (http://www.sonerorhan.com/yayinlanacak-icerik-icin-uzunca-bir-cumle-kurarak-baglanti-olusturmak) ta yanlış bir yoldur. Bunun yerine 3-4 kelimeyi geçmeyecek bağlantı adları oluşturmak en mantıklısıdır. (http://www.sonerorhan.com/index.php/seo-nedir) gibi

    - Siteniz içerisinde yazmış olduğunuz içerikler arası bağlantı kurmak siteyi ziyaret eden misafirleriniz için geçmişteki bu yeni konunuz ile bağlantılı eski konulara ulaşmalarına yardımcı olarak site ziyaretçinizi sitenizde daha uzun süre tutmanıza yardımcı olacaktır.

    - Aslında burada ayrıcalık ön plana çıkıyor. Yani üretici zekayı iyi kullanmak gerekiyor. Bir örnek verecek olursak. Diyelimki “Star Giyim” adında bir mağazanız var. Zaten Star kelimesi ile internet alemine 1-0 geride başlıyorsunuz. Türkiye’de Star kelimesinin karşılığı pek tabiki Star Gazetesi ve Star TV‘dir. Yani kendinizi Star kelimesi üzerinden pazarlamaya kalktığınızda Google’da bırakın ilk sıralara gelmeyi İlk sayfada yer almayı bile başarabilmek başlı başına bir muammadır. Bu yüzden hedefiniz Star kelimesinden ziyade bulunduğunuz şehir ya da daha kendinizce ilgi çekebilecek daha farklı bir başlık ile Giyim mağazanızı eşleştirmektir.

    Son olarak unutmayın ki iyi bir dizinleme(indexleme), site arşivi oluşturma, siteniz ve pazarladıklarınızla ile alakalı doğru  paylaşımlarda bulunma ve etiketleme ile GOOGLE ile mutlu bir birliktelik kurabilirsiniz. Google elbetteki eski bir siteyi yeni bir siteye güvenilirlik açısından tercih edecektir. Ama unutmayın yukarda size verilmiş olan taktikler sayesinde henüz yeni doğmuş bebeğiniz olan sitenizin içindeki keşfi bekleyen yazılarınızı çok kısa sürede aranılan içerikler sınıfına koyabilirsiniz.

    Paylaş:
    • Print
    • Digg
    • del.icio.us
    • Facebook
    • Mixx
    • Google Bookmarks
    • Blogplay
    • FriendFeed
    • MySpace
    • RSS
    • Twitter

    Özlü Sözler

    Ozlu Sozler


    -Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
    -Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
    -Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
    -Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
    - Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZ M.KEMAL
    - Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UĞUR MUMCU
    - Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
    - Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

    Ne Okuyorum?

    Ozlü Sözler

    Oltadaki Balık Türkiye - M.Emin Değer

    Flickr Albumumden Fotograflar

    photo4photo5photo9photo8