Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 14 - 2010

Bir çok Wordpress kullanıcısının en büyük sıkıntılarından birisi sitenin en altındaki site ile alakalı bilgilendirme kısmı (footer.php) dosyasının şifrelenmesinden dolayı müdahale edememesidir. Uzman tasarımcılar iyi bilirler ki bazı Wordpress temaları eval-gzinflate.decode ile bazı sayfalarıda md5 ile şifrelenmiş olup kullanıcıya footer üzerinde oynama yapma imkanı tanımazlar.

Çünkü bazı web site sahipleri iki dosyayı kendi diline çevirerek sanki tüm tasarımın kendilerine ait olduğunu zannederler. Ama bazı tema tasarımcıları da vardır ki footer.php dosyasının içerisini gerekli gereksiz onlarca reklamla doldurarak sitemizin altını link cehennemine çevirirler. Bu yüzden müdahale etme gereği hissederiz.

Şimdi size basit bir yöntem ile nasıl footer.php dosyanızı düzenleyebilirsiniz onu anlatmaya çalışacağım. Sistem çalışır mı diye soruyorsanız benim siteden uygulamalı görebilirsiniz.

1-Önce temanızdaki index.php dosyasını açın. Kod satırlarının alt tarafında

<?php get_footer(); ?> kodunu bulup silin ve yerine aşağıdaki kodu yapıştırın ve kaydedin.

<!– // ABC –>

<?php get_footer(); ?>

<!– // ABC –>

Not: Buradaki ABC uydurmadır. Siz dilediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.

2- Kaydettiğiniz index.php dosyanızı FTP ile sunucunuza ya da yerel sunucunuza gönderin.

3- Şimdi sitenizi açın ya da sayfanız açıksa YENİLE ile sayfanızın yenilenmesini sağlayın

4- HTML Kaynağı görüntüleyin

5-<!– // ABC –> ile <!– // ABC –> arasında kalan tüm kodları kopyalayın.

6- Footer.php dosyanız içerisindeki tüm kodları silin ve yeni kodları gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra içine kopyalayıp kaydedin ve sunucunuza gönderin.

7- Sitenizi tekrar yenileyin.

İŞLEM BİTTİ…. Lütfen Tema tasarımcısının emeğine saygı gösterin ve temadan tasarımcının bağlantı adresini silmeyin.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 9 - 2010

Dünyada milyonlarca kullanıcısı olan ve Türkiye’de nedendir bilmem dünyayla paralel olarak popülaritesi yüksek olan Facebook sosyal ağı aynı zamanda cep telefonlarında da en çok ziyaret edilen adresler arasındaymış.

Bu sitenin yarattığı pazardan pay kapma peşinde olan Turkcell mobil internet kullanıcılarına gnctrkcll sitesinden yaptığı ankette 1 milyon tıklamaya ulaşılırsa, cepten Facebook’a girmeyi ücretsiz yapacağını iddia ediyormuş.

Eğer Turkcell kullanıcısı iseniz ve mobil internet üzerinden Facebook sosyal imini kullanıyorsanız ankete katılmanızda fayda var. An itibariyle 394847 kez tıklanmış.

Anket için Tıkla ….

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 8 - 2010

E=mc2!

Bazılarımıza hımm Einstein(Aynşıtayn) meşhur kütle-enerji eşitliğinin formülüdür dediğini duyuyorum. Bazılarımız içinse okul zamanından kalma bilindik ama ne işe yaradığının pekte önemi olmadığı bir fizik formülü olduğunuda biliyoruz.

Bu denklemde, “e” erg’le ölçülen enerjiyi, “m” gramla ölçülen kitleyi, “c” de santimetre/saatle ölçülen ışık hızını simgelemektedir.

İzafiyet Teorisi’nin mimarı Albert Einstein, 1905 yılında   kütle ve enerji arasında bir ilişkinin olduğunu ispatladı. Ve bu E=mc2 ile açıklanabiliyordu.

İşin teknik kısmını geçelim. Genellikle pek anlamasakta hepimizin bildiği belkide dünyanın en meşhur formülünün ve onun icatcısı  Einstein’ın öyküsünü anlatan bir belgesel film var…  NTV’nin belgesel kuşağında da yayınlanmış bu belgeseli izleyip dünyanın en zeki adamının bilimsel serüvenine göz gezdirmenizde fayda olacağı kanısındayım.

Meşhur formulün denklemsel açıklaması

Eğer formülün harflerle simgelenmiş elemanlarını incelersek:
E= Enerji (joule)
m= Cismin hareketsiz halindeyken kütlesi (kilogram)
c= Işık hızı 299792458 metre/saniye.

Yani okunuşu: Boşluktaki ışığın hızının karesi kadar bir kilogramlık kütle bir joule’luk enerjiye eşittir.

Biliyoruz ki, bir eşitlikle eşitliğin iki tarafındaki birimler birbirini sağlamalıdır. c2, birim kütlenin birim enerjiye dönüşmesi sırasında gerekli dönüştürme katsayısıdır. 1 gram kütlenin dönüşümü sırası gereken enerjinin sayısal değeri, ışık hızının sayısal değerinin karesine eşittir. Formül belirli bir birim sistemine dayanmaz. Uluslararası birim sistemine göre; enerjinin birimi joule (J), kütlenin birimi kilogram(kg), hızın birimi de metre/saniye(m/s)dir. Eğer birimleri eşitliğe yazarsak:
j = kg x [299792458(m/s)]2

Formulün denklemsel yazılışı ile ilgili kaynak burada

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 7 - 2010

Günümüzde Teknolojik gelişmeler durdurulamaz boyutlarda müthiş bir hızla insanlığın yararına ya da zararına bir şekilde gelişiyor. Bu akıl almaz serüvenleri belkide son bir kaç yıl içerisinde daha fazla hisseder olsakta bu gelişmeler aslında insanlık tarihi kadar da eski.

İnsanoğlunun yazıyı bularak kayıt altına aldığı teknolojik gelişmelerden günümüze kadarki safhadaki tüm teknolojik gelişmelere CHIP Online(çevirimiçi) dergisi kendince bir değerlendirme getirmiş ve 10 tane insanlığın en önemli teknolojik icadını masaya yatırmış. Belki sizinde a bu neden yok diye düşündüğünüz buluşlar olmuş olabilir ama listedeki teknolojik gelişmelerde insanlık adına çok önemli gelişmeler. İsterseniz bu listeye bir göz atalım.

1-)Demirin eritilmesi: M.Ö. 1200′li yıllarda, demirlerin ısıtılarak şekle sokulduğu ilk çağ olarak bilinen Demir Çağında, insanlığın yaşamı tam anlamıyla değişti.Başta hayvancılık ve tarımda büyük değişimler yaşandı. Daha sonrada, kullanılan araçlar, aletler geliştirilerek çeşitleri arttırıldı ve daha dayanıklı bir hale getirildi.

2-)Barut: Çinliler yüzyıllar önce, sülfür, güherçile ve kömürü bir araya getirerek barutu buldular. Bu teknoloji tarihte hiçte iyi yer tutmadı. İnsanoğlu yıllarca savaşlarda barutu kullanarak milyonlarca insanın ölümüne neden oldular.

3-)Elektrik: Dünyanın en önemli buluşlarından olarak bilinen, insanoğluna senelerce büyük hizmetler veren ve 18. yüzyılda ortaya çıkarılan elektrik, dünyada ki hemen hemen her cihazın ihtiyaç duyduğu, kullanım alanı da her geçen sene daha çok artan bir teknolojidir.

4-)Lastik: Bu teknoloji geliştirildiği zamanlarda kullanım alanı çok fazla olmayan bir teknolojiydi. Fakat günümüzde başta otomativ sektöründe araç tekerleği olmak üzere bir çok sektörde ve bir çok amaçta kullanılmaktadır.

5-)Nükleer Füzyon: Ortaya çıkarılıp geliştirildiği yıllarda tahmin edilemeyecek kadar büyük enerjiye dönüşen bu buluş, kullanımı açısından tarihte insanoğluna yararından çok zararı olmuştur. ABD’nin Hiroshima’a attığı atom bombası sayesinde bu enerjinin ne kadar büyük bir yıkıcı özelliği olduğu ortaya çıkmıştır.

6-)Uçaklar: 1903 yılında Wright kardeşlerin ilk uçuş denemesiyle akıllarda yer eden uçaklar, günümüzde insanların dünyanın bir ucundaki ülkesinden diğer ucunda ki ülkesine sadece saatler içinde ulaşmasını sağlayan bir teknoloji olmuştur.

7-)X-Ray sistemi: Özellikle sağlık alanında çok önemli ve çığır açan bir teknoloji olarak kabul edilen ve güvenlik açısından başta hava limanları olmak üzere güvenliğin ihtiyaç duyulduğu ve arttırılmaya çalışıldığı her yerde kullanılmaktadır.

8-)Mikroişlemciler: Geliştirildiklerinde neredeyse bir evin bir odasını kaplayacak büyüklüklere varan, günümüzde ise bilgisayar teknolojisi sayesinde cebimizde taşıyabileceğimiz kadar küçültülen ve verilerimizi kolaylıkla saklayabilmemiz için geliştirilen teknoloji olmuştur.

9-)Kredi ve hesap kartları: IBM tarafından 1960′lı yıllarda geliştirilen ve ABD hükümetinin öncülüğünde güvenlik sistemi olarak ortaya çıkarılan manyetik şeritli kartlar, günümüzde kredi ve hesap kartı olarak alışveriş, bankacılık, seyehat olmak üzere hayatımızın her alanına girmiş bir teknolojidir.

10-)İnternet: İlk geliştirilme amacı bir çevrimiçi ağa ile iletişimi sağlamak olan bu teknoloji, daha sonradan daha çok geliştirilerek insanoğlunun hayatında büyük önem taşıyan bir teknoloji haline getirildi. Reklamcılık, bankacılık ve medya gibi bir çok alanda insanlar işlerinin büyük bir kısmını artık internette kolayca halletmektedirler.

Evet liste bu teknolojik buluşlardan ibaret. Elbetteki daha da önemli buluşlar hemen aklınızdan geçmiyor değildir. Aklıma gelen tekerleğin bulunması, içten yanmalı motorlar, telefon vs. vs. gibi önemli tarihi buluşlar da bu listeye girebilirdi. Mesela biz Akdeniz’de yaşayanlar için en büyük buluş nedir diye sorulsa muhakkak ki Klima’da ilk aklımıza gelecek teknolojik buluş olarak söylenebilirdi.

NOT: Teknolojik 10 tane olayın belirlendiği makale CHIP Online sitesinde mevcuttur.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 7 - 2010

Kişisel bilgisayarlarımız bizim “Sırlar Odası” kadar kendimizce gizli tuttuğumuz dosyalarımız ile doludur. İnsanların bu dosyalara pek fazla bulaşmasını ve kurcalamasını istemeyiz.  Ama doğal olarak bazen bilgisayarlarımızı başkasıylada paylaşmak zorunda kalırız.

Bu içerikte sizlere dosyalarınızı nasıl gizleyip şifreleyebilirsiniz onu anlatacağım. Aşağıdaki kodu, herhangi bir program kullanmadan program kullanmadan ufak bir (.bat) dosyası ile kolayca yapacağız. Yani program indirme yok yükleme yok.

Şimdi bilgisayarınızda masaüstünde boş bir yerde sağ tıklayın ve  “Metin Belgesi ” oluşturun. Aşağıdaki kodları ise kopyalayıp  açtığnız metin belgesinin içine eksiksiz yapıştırın.

cls
@ECHO OFF
title Folder Locker
if EXIST “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}” goto UNLOCK
if NOT EXIST Locker goto MDLOCKER
:CONFIRM
echo Are you sure u want to Lock the folder(Y/N)
set/p “cho=>”
if %cho%==Y goto LOCK
if %cho%==y goto LOCK
if %cho%==n goto END
if %cho%==N goto END
echo Invalid choice.
goto CONFIRM
:LOCK;
ren Locker “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}”
attrib +h +s “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}”
echo Folder locked
goto End
:UNLOCK
echo Enter password to Unlock folder
set/p “pass=>”
if NOT %pass%== BURAYA ŞİFREYİ YAZIN goto FAIL
attrib -h -s “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}”
ren “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}” Locker
echo Folder Unlocked successfully
goto End
:FAIL
echo Invalid password
goto end
:MDLOCKER
md Locker
echo Locker created successfully
goto End
:End

Sonra yukarıdaki kalın olarak belirtilmiş kısma belirlemiş olduğunuz şifreyi gireceksiniz. Şimdi dosyayı kaydedin. Dosyanın uzantısını (.txt) formatından (.bat)  çevirmeniz gerekiyor. Eğer dosyanın uzantısını göremiyorsanız “Bilgisayarım>Araçlar>Klasör Seçenekleri>Görünüm>Bilinen dosya türleri için uzantıları gizle” yazısının yanındaki kutucuğun işaretini kaldırın “TAMAM” deyin.

Şimdi dosyanıza bir ad verdiniz ve “.” işaretinden sonraki tarafıda “txt” den “bat” a çevirdiniz.

Oluşturduğumuz dosyayı Sabit diskimizde hangi dosyayı şifreleyeceksek oraya koyacağız.

Dosyayı tıkladığınız zaman hangi klasörün içine koyduusanız o klasörde “LOCKER” adında bir klasörün oluşması lazım. Bu klasör sizin gizli klasörünüz. Artık hangi dosyanızı gizlemek istiyorsanız bu klasörün içine taşıyın. Arkasından oluşturduğumuz .bat uzantılı dosyaya tekrar tıklayın. “” diye bir sorunun çıkması gerekir. Eğer “Y” dediysek “LOCKER” adlı klasörümüz görünmez olacaktır.

Dosyaya tekrar ulaşmak istersek .bat uzantılı yaptığımız dosyaya tıklayalım ve şifremizi girelim. Locker adlı klasörün yeniden göründüğünü göreceksiniz. İşte Bu kadar…..

NOT: Kodlar alıntıdır……Kod yazarına eserinden dolayı teşekkür ederiz…

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 5 - 2010

Blog (Günce)  tasarımı ve yazarlığı ile uğraşanlar bazı basit hatalar yaparak tasarımlarının kötü görünmesine sebep olurlar. Bu da blogunuzun (güncenizin) ziyaretçisini azaltır. Burada benimde deneme-yanılma yöntemleriyle doğruyu bulmaya çalıştığım ve bazen hatalar yaparak sil baştan değişime gittiğim konularda bilgilendirme yapmak istiyorum. Yani kısacası Blogumu şekillendirmek adına yapmış olduğum doğrulardan ve hatalardan bahsederek biraz katkı sağlamak istiyorum.

Blog yazarları internet ortamında bir fikir, yazı, kaynak vs.  paylaşıyorlarsa bunu karşı taraftaki bilgisayar kullanıcılarına içlerini dökmek, yardımcı olmak, yardım almak maksadıyla yaptıkları su götürmez gerçek. Fakat bunları yaparken bazen basitçe hatalar yaparak sitenizin müdavimlerini ya da ziyaretçilerini sıkarsınız. Bunun önüne geçmek için neler yapılmalı hep birlikte bakalım.

1) Bloga sırf yazı girip güncel tuttuğunuzu göstermek  için içerikler girmek: Bu sizin sürekli takipçilerinizi rahatsız edecektir. Bilgili olduğunuz konularda yazılarınızı paylaşın. Kendi özgün yazılarınızı ön planda tutun. Başka sitelerden kopyala-yapıştır tarzı yazılar  bu konuda araştırma yapan ziyaretçinizin sitenize olumlu bakmasını engelleyecektir. Eğer illaki beğendiğiniz bir konu hakkında başka siteden alıntı yapacaksınız hem kaynağını gösterin hem de kendi fikirlerinizi de ekleyerek site kullanıcısına sitenizin ayrıcalıklı olduğunu göstermiş olun.

2) Yazı içine gereğinden fazla bağlantı gömmek: Bazı sitelerde görürsünüz. Genellikle bilgi paylaşımı yapan sitelerde sık rastlanır. Site yazarı bir konu hakkında 100 kelime yazı yaşmıştır fakat neredeyse 10–15 kelimenin içine bağlantı gömer ve sizi oralara fikir almak için yönlendirir. Bu bazı koşullarda yararlı iken bazen de ziyaretçinizi ister istemez sizden daha iyi içerikle hazırlanmış bağlantıya sürüklenmesine yol açar. Özellikle bu tip bağlantıları verirken yeni bir bağlantı sekmesi(penceresi) ile ziyaretçinin sitenizden ayrılmaması konusunda önlem alabilirsiniz.

3) Yazı Etiketi (Tags) kullanımı: Güncenize girmiş olduğunuz içeriklerin arama motorlarında daha kolay bulunabilirliğini sağlamak açısından içeriğe etiketler koymak ya da Etiket bulutu eklentileri eklemek gayet mantıklıdır. Fakat işi abartarak sırf ziyaretçi çekmek amacıyla etiketlerinizi bir etiket çöplüğüne dönüştürmek ve yazının altına gömerek site ziyaretçilerinin gözüne sokmak hiçte akılcı bir davranış değildir. Bence en mantıklısı yazının en can alıcı noktalarından oluşan kelimelerden oluşan 5-10 tane etiket işinizi fazlasıyla görecektir.

4) Sosyal Ağlarda Paylaş eklentisi(Share): Güncenize yazınızı eklediniz. İnsanlar yavaş yavaş arama motoru sayesinde yazınızı görür ve okur oldular. Yazınız çok ilgi çekici ve paylaşılmayı bekliyor. Ama siz insanlara bu yazılarını sosyal ağlarında paylaşmasını sağlayacak eklentileri kurmayı unuttunuz. Ziyaretçi ya yazıyı kopyalayıp yapıştırmak gibi zahmetli bir işe kalkışacak ya da paylaşmaktan vazgeçerek sadece okuyup geçecek. Aynı zamanda kopyalamış olsa bile aklına sitenin linkini(ilişimini) koymak gibi bir fikir gelmeyebilir. Bu ziyaretçiden çok günce yazarının hatasıdır.

5) Klişeleşmiş konularda aynı tip yazılar yazmak: Günümüzde maalesef arama, araştırma yaptığımız konularda karşımıza iki tip sorun çıkıyor. Birincisi yazılar birebir aynı, ikincisi ise etiket bulutları sahtekarlığı ile içeriksiz konunun aramalarda en üstte çıkması. Mesela “İnternet Nedir ne işe yarar” türünde arama yapan bir kullanıcı karşısına çıkacak olan içerikleri incelediğinde neredeyse bir çoğunun birebir aynı olduğunu görür. Kullanıcılar yeni ve ortamda olmayan bilgilere ulaşmayı daha çok severler. Eğer böyle konularda iddialı iseniz o konuda yazmaya başlayınız.

6) Yazılarınıza özen göstermek: Bugün maalesef ülkemizdeki en büyük sorunlardan birisi Klavye ile harf katliamı. Birçok günce yazarı buna hiç dikkat etmiyor. Sundukları içerikteki kelimeler ve noktalama işaretleri tamamen vahşet görüntüsü sergiliyor. Buna dikkat etmek için yazılarınızı olanak varsa önce daha geniş içerikle görebileceğiniz yazı editör programları (Wordpad, MS Word) ile yazmanızda fayda var. Hem yazım yanlışlarını hem de imla hatalarını asgari düzeye indirmenizi kolaylaştıracaktır.

7) Yazılarınızdaki ruh halinizi dengede tutun: Eğer kurumsal bir firma değilseniz internet ortamında kendinizi kasıp çok ciddi olmanızın bir mantığı yok. Unutmayın ki site ziyaretçileriniz bilgisayar başında vakit geçirebilmek ve eğlenmek için sizin sitenizi ziyaret ediyor. Yazılarınızı resmi makam dilekçesi tarzında yazmaya kalkışırsanız ziyaretçileriniz tarafından anlaşılamazsınız. Bunun tam tersi yönünde de çok laubali bir şekilde karpuz çekirdeğini doldurmayacak içerikler yazarsanız da belki yaşıt hedef kitlenizi tatmin edebilirsiniz fakat genel ziyaretçi kitlesinin sitenizden uzaklaşmasına sebep olursunuz.

8 ) Görsel Tasarım renkleri çok soluk ya da çok renkli bir Blog: Belki bir Sonbahar çocuğusunuz ve tek renkten hoşlanıyorsunuz. Gri renk sizin ruhunuza işlemiş olabilir. Fakat site ziyaretçinizin içeriğinizin yanı sıra tasarımlarınızda kullandığınız renk ile de mutlu edebilirsiniz. Bunun dışında yeryüzündeki tüm renkleri kullanarak site ziyaretçisinin gözlerinin aşırı şekilde yorarak sitenizden kaçmasına mani olabilmek için göz alıcı renklerden uzak durmanızda fayda var. Bunun için internet üzerinde WEB 2.0 tabanlı sitelerinin renk skalalarına bakarak destek alabilirsiniz.

9) Ziyaretçiyi yazıya yorum eklemekten mahrum bırakmak: Güncenizde yazmış olduğunuz içerik hakkında fikir beyan etmek isteyen onlarca insan olabilir, ya da olmayabilirde. Ama unutmayın ki iyi bir yorumcunun bıraktığı yorumu yorumlamak için bile üşenmeyip fikrini sunmak isteyen başka insanlar çıkabilir. Konunun önemine göre seviyeli ve sizin kontrolünüzde oluşacak tartışma ortamları yazının okunurluğuna katkı sağlayarak paylaşımınızın geniş alanlara yayılmasına ön ayak olur.

10) Farklı Kişisel Blogları Keşfe çıkın: Unutmayın ki hiçbir şey kafanızda bir ampulün bir anda yanmasıyla oluşmaz. Sıfır Tasarım ya da içerik diye bir şey söz konusu değildir. Dünyada milyonlarca Blog yazarı ve tasarımcısı var. Yeni bir tasarım muhakkak ki başka bir tasarımdan ilham alınarak gerçekleşir. Ya da genel kullanıcılara hitap edeceğiniz bir yazı başka bir ortamdan ilham alınarak sizin elinizde yeniden hayat bulur. Bu yüzden bu işi ben bilirim havalarında olmayın. Sürekli araştırma içinde olun. Özellikle kişisel güncelerin ziyaretçisi olun. Fikir alışverişi içinde olun. Tasarım ve içerik hakkında blog sahibinin çok zamanını almayacak sorular ve eleştiriler getirin.

Sonuç olarak kendi kabuğunuzu yırtın. Sanal dünyanın derinliklerine dalın. Siz gezdikçe hatalarınız gün yüzüne çıkacaktır.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 5 - 2010

Dünyadaki bir çok çok-uluslu şirket logolarını 2009 yılı içerisinde yenilediler. Bu yenilenme ve yeniden tasarlanma furyasına bir çok ünlü firma eklendi. Oyun portallarından, internet tarayıcılarına, e-posta hizmeti verenlerden, telekominikasyon hizmetlerine ve otomobil amblemlerine kadar bir çok dalda 2009 yılı ile birlikte yeniliğe gittiler. Logoların bir çoğu özgünlüklerini kaybetmesede bazıları sanki silbaştan tasarlanmış gibiydi. En dikkat çekici olanı ise Play Station 3. İşte bu çok uluslu şirketlerden popüler olanlarını inceleyelim isterseniz. Ne diyelim hepsiyle birebir ticari bir bağlantımız bulunmasada bir noktada internet dünyası üzerinden kullandığımız uygulamaların logolarındaki kan değişimleri tüketici için yenilikler elbetteki getiriyordur.

Play Station

Sony Ericsson

Sprite

Pfizer

Opera

MSN

Nickelodeon

Master Card

AUDI

AOL

FireFox

Logolar için alınan kaynak

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Ocak - 4 - 2010

Web sitesi sahiplerinin olmazsa olmazı SEO hakkında bir şeyler yazmak istedim. İstedim çünkü bazı web tasarımcılarının aslında bir yandan da haklı olsalar da(Site sahiplerinin bitmek bilmez Google da üst sırada olma isteği) sonucunda etik olarak doğru bulmadığım ücretli Google optimizasyonu. İsterseniz Şimdi işe Seo nedir ile başlamakta fayda var. Tabi internet üzerinde “Google Arama motoru optimizasyonu dökümanları” diye aramalar yaparak bu işin püf noktalarına kolaylıkla ulaşabilirsiniz.


SEO ingilizce açılımıyla, “search engine optimization” Türkçe  mealiyle “arama motoru optimizasyonu(eniyilemesi)” demektir. Yani sitesinde SEO eniyilemesini uygulamak isteyen herkesin bilmesi gereken şeydir. Yani mükemmel şekilde hazırlanmış görsellerle desteklenmiş bir web sitesinin SEO desteği olmadan internet alemindeki yeri görsellikten öte gidemez ve kendini bu alemde ifade edememesi demektir.

Seo Nasıl Uygulanmalı?

Seo denilen olay aslında site tasarlandıktan sonraki en önemli olayların başında geliyor. Yani görsel olarak hazır bir sitenin içerik olarakta hazır hale getirilmesi ve Google tarafından mükafatlandırılması için tasarımcının elindeki sihirli kelimeleri uygun yerlere serpiştirilmesi işleminden başkada birşey değil aslında SEO. Yani arama motorunun yazmış olduğunuz ve internette paylaşıma açtığınız konuya ilgi göstermesi için yapmış olduğumuz Kelime oyunlarının hepsine SEO diyoruz.  Aslında bu da ne demek oluyor bir web sitesine sahipseniz ve bulunabilirliğinizi arttırmak istiyorsanız kendi parlak fikirlerinizi tasarımcınızla birlikte ortaya döküp geri dönüşüm açısından azami gayreti göstermeniz gerekli.

Konuyu uzatmadan Google ile nasıl nikah kıymamız gerekli bu konuda biraz kafa yoralım….

- Arama motoru örümcekleri sitenizi gezerken sayfa kodlarını yukardan aşağıya doğru satır satır okuyup işlerler. Arama motorları yazmış olduğunuz konunun başlığına yazıdaki uzun teferruatlardan daha fazla önem verir. Bu yüzden bir konu açıyorsanız arama motorunuzda arama yaptırmayı ve konu başlığının aranılırlığınıda dikkate alarak hedefi gözünden vurmaya çalışın.

- Sitenizde muhakkak meta tag bulunmalıdır. “Meta Tag” HTML kodunuzun HEAD bölümüne yerleştirilmiş bilgi etiketleridir. Meta Taglar Arama motorlarına sitenin içeriği hakkında bilgi sunarlar.

- Sitenizde yayınladığınız içerikler muhakkak ki  arama motorları tarafından itibar görür içerikler olmalı.  Google adult, warez, MP3 gibi illegal içerikli siteleri pek sevmez.

- Bir sitenin olmazsa olmazı Site haritasıdır.  Sitenizin bir site haritası mutlaka oluşturulmalı.  (Örneğin..: http://sonerorhan.com/sitemap.xml) Bir sitemap dosyası nasıl ve nereden oluşturulur diye düşünüyorsanız bu siteden destek alabilirsiniz.

- Sitenizi daha çabuk ve Google tarafından anlaşılabilir şekilde (Indekslenmesi) dizinlenmesi için Google Web Yöneticisi Araçlarına kayıtı ettirmenizde fayda var.  Bu araç sayesinde Google’da hangi içeriğinizle daha fazla aranıyorsunuz ya da kimler tarafından sitenize bağlantı sağlanmış kolayca öğrenebilirsiniz.

- Anahtar Kelimeleri yani Yazı etiketlerini yazınızın içeriğine göre mantıklı şekilde serpiştirin. Onlarca etiket girmek yerine 3-5 tane yazının amacını açıklayan sağlam etiketler girerek arama motorunun işini kolaylaştırın ve içeriğin bulunabilirliğine yardımcı olun.

- Bağlantı başlıklarını karmaşık harflerle yada uzun cümlelerle kurmaya çalışmayın. Konunun amacını anlatan kısa ve net cümleler kurun.

(Örneğin: http://www.sonerorhan.com/?p=1 ) nasıl yanlış bir bağlantı adıysa (http://www.sonerorhan.com/yayinlanacak-icerik-icin-uzunca-bir-cumle-kurarak-baglanti-olusturmak) ta yanlış bir yoldur. Bunun yerine 3-4 kelimeyi geçmeyecek bağlantı adları oluşturmak en mantıklısıdır. (http://www.sonerorhan.com/index.php/seo-nedir) gibi

- Siteniz içerisinde yazmış olduğunuz içerikler arası bağlantı kurmak siteyi ziyaret eden misafirleriniz için geçmişteki bu yeni konunuz ile bağlantılı eski konulara ulaşmalarına yardımcı olarak site ziyaretçinizi sitenizde daha uzun süre tutmanıza yardımcı olacaktır.

- Aslında burada ayrıcalık ön plana çıkıyor. Yani üretici zekayı iyi kullanmak gerekiyor. Bir örnek verecek olursak. Diyelimki “Star Giyim” adında bir mağazanız var. Zaten Star kelimesi ile internet alemine 1-0 geride başlıyorsunuz. Türkiye’de Star kelimesinin karşılığı pek tabiki Star Gazetesi ve Star TV‘dir. Yani kendinizi Star kelimesi üzerinden pazarlamaya kalktığınızda Google’da bırakın ilk sıralara gelmeyi İlk sayfada yer almayı bile başarabilmek başlı başına bir muammadır. Bu yüzden hedefiniz Star kelimesinden ziyade bulunduğunuz şehir ya da daha kendinizce ilgi çekebilecek daha farklı bir başlık ile Giyim mağazanızı eşleştirmektir.

Son olarak unutmayın ki iyi bir dizinleme(indexleme), site arşivi oluşturma, siteniz ve pazarladıklarınızla ile alakalı doğru  paylaşımlarda bulunma ve etiketleme ile GOOGLE ile mutlu bir birliktelik kurabilirsiniz. Google elbetteki eski bir siteyi yeni bir siteye güvenilirlik açısından tercih edecektir. Ama unutmayın yukarda size verilmiş olan taktikler sayesinde henüz yeni doğmuş bebeğiniz olan sitenizin içindeki keşfi bekleyen yazılarınızı çok kısa sürede aranılan içerikler sınıfına koyabilirsiniz.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 30 - 2009

Eğer sabit diskinizde bir çok klasöre sahipseniz ve sürekli kullandığınız klasörler diğerleri arasında karışmış ve bulmanız zorlaşıyorsa tam size göre bir program. İster masaüstünüz,  istersenizde sabit diskinizin içerisinde klasörleri kolayca şekillendirmek istiyorsunuz programı basit arayüzlü sürümünü buradan daha içerikli sürümünü indirmek istiyorsanızda şuradan Faydalanabilirsiniz.

Programı kullanmadan önce ekran görüntüsünü merak ediyorsanız onuda buradan görebilirsiniz.

Kullanımı ise rengini değiştirmek istediğiniz klasörün üzerine gelin ve fare ile sağ tuş yapın “color label” üzerine gelin ve oradan istediğiniz rengi seçip klasörünüzü renklendirin.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 30 - 2009

Türkiye sınırları içerisinde her doğan vatandaşa bir e-posta verilecek. Buradaki amaç Türkçe karakter sorunlarının da önüne geçmek. Bunun yanında Google, Yahoo v.b. arama motorlarına rakip olacak  ulusal bir Türk arama motorununda devreye gireceğini aktarıyorlar.

Özellikle Türk site ve bloglarında yayımlanan bilgilere daha sağlıklı ve hızlı ulaşabilmek için yerli arama motoru üzerinde çalışmalarda sürüyor. Bu proje kapsamında 70 milyon vatandaşın her birine 10 GB kapasiteli e-posta adresi verilecek. Her çocuk doğar doğmaz nüfus cüzdanında yazılı olan bir e-posta adresine sahip olacak. Özellikle maliyet, hız, erişebilirlilik açısından bir çok kolaylıklar getireceği aşikarken güvenlik konusunda ne gibi sorunlar çıkaracağı açıkçası merak konusu.

Aslında bürokrasi ve uzun işlemlerden kurtulmak için “e-devlet” projesiyle sanal aleme dalış yapan devlet şimdi bireysel olarak halka ulaşmanın peşinde. Genellikle yeni yeni teknolojinin içerisine giren devlet teknoloji konusunda her ne kadar tekelci bir tavır takınması halkı rahatsız etsede bu projede de bakalım hangi elektronik posta servisi sağlayıcısı kazanç sağlayacak hep birlikte göreceğiz.

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • FriendFeed
  • MySpace
  • RSS
  • Twitter

Özlü Sözler

Ozlu Sozler


-Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
-Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
-Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
-Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
- Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZ M.KEMAL
- Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UĞUR MUMCU
- Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
- Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

Ne Okuyorum?

Ozlü Sözler

Faşizmin Ayak Sesleri - Erol Manisalı

Flickr Albumumden Fotograflar

photo4photo5photo9photo8