Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 17 - 2010

Erken Seçim, AKP ve Sermaye Türkiye`nin ve Devletin Paylaşılması Bunlar Kimin Çocukları? Türkiye`de Oligarşi, Asker ve Demokrasi AB Üzerinden Üstümüze Gelenler Kıbrıs mı Gidiyor? Yoksa Türkiye mi? AB`nin Gergedanları Karanlık Savaşın İç ve Dış Yüzü İşbirlikçiler ve Ulusalcılar Karşı Karşıya Sömürgeciliğe Karşıyım Diyebilmek Ulusalcı Olmanın Dayanılmaz Hafifliği TSK`nın Kavgası Kiminle?

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 17 - 2010

Hayat bu, insanın başına her şey gelir. Bazen iyi, bazen kötü..Bazen sınanırsınız, nefsinizle kendiniz arasında gelip gidersiniz..Ne yapacağınızı bilemezsiniz. Emekli Jandarma Albay Erdal Sarızeybek’in başına gelenler de belki bu şekilde izah edilebilir, ama asla yeterli olmaz. 1993-95 yılları arasında PKK terör örgütüne vurulan büyük darbede önemli rol oynayan Sarızeybek, bu kitabında adeta kendisiyle yüzleşiyor. Bir yanda ahlaksızlığı, pervasızlığı, sahtekarlığı ispat edilmiş bir adam ve öte yanda sistemin kendi içinden kaynaklanan sorunlarla uğraşmak zorunda kalan Erdal Sarızeybek, her şeye rağmen mücadelesine devam ediyor ve ülkesine duyduğu sevgiden vazgeçmiyor..En önemlisi küsmüyor.
Kitabı okurken, bu kadar da olur mu diyeceksiniz ve Erdal Sarızeybek’le gurur duyacaksınız..

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 14 - 2010

Bir çok WordPress kullanıcısının en büyük sıkıntılarından birisi sitenin en altındaki site ile alakalı bilgilendirme kısmı (footer.php) dosyasının şifrelenmesinden dolayı müdahale edememesidir. Uzman tasarımcılar iyi bilirler ki bazı WordPress temaları eval-gzinflate.decode ile bazı sayfalarıda md5 ile şifrelenmiş olup kullanıcıya footer üzerinde oynama yapma imkanı tanımazlar.

Çünkü bazı web site sahipleri iki dosyayı kendi diline çevirerek sanki tüm tasarımın kendilerine ait olduğunu zannederler. Ama bazı tema tasarımcıları da vardır ki footer.php dosyasının içerisini gerekli gereksiz onlarca reklamla doldurarak sitemizin altını link cehennemine çevirirler. Bu yüzden müdahale etme gereği hissederiz.

Şimdi size basit bir yöntem ile nasıl footer.php dosyanızı düzenleyebilirsiniz onu anlatmaya çalışacağım. Sistem çalışır mı diye soruyorsanız benim siteden uygulamalı görebilirsiniz.

1-Önce temanızdaki index.php dosyasını açın. Kod satırlarının alt tarafında

<?php get_footer(); ?> kodunu bulup silin ve yerine aşağıdaki kodu yapıştırın ve kaydedin.

<!– // ABC –>

<?php get_footer(); ?>

<!– // ABC –>

Not: Buradaki ABC uydurmadır. Siz dilediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.

2- Kaydettiğiniz index.php dosyanızı FTP ile sunucunuza ya da yerel sunucunuza gönderin.

3- Şimdi sitenizi açın ya da sayfanız açıksa YENİLE ile sayfanızın yenilenmesini sağlayın

4- HTML Kaynağı görüntüleyin

5-<!– // ABC –> ile <!– // ABC –> arasında kalan tüm kodları kopyalayın.

6- Footer.php dosyanız içerisindeki tüm kodları silin ve yeni kodları gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra içine kopyalayıp kaydedin ve sunucunuza gönderin.

7- Sitenizi tekrar yenileyin.

İŞLEM BİTTİ…. Lütfen Tema tasarımcısının emeğine saygı gösterin ve temadan tasarımcının bağlantı adresini silmeyin.

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 10 - 2010

- Hepimiz… Aynı anda hastalandık. Talihli sayılmaz mıyız? Bir nükleer savaş çıkarsa dünyanın durumu ne olur, insanlar nasıl bir felaketle karşı karşıya kalır, savaş alanları dışında kalanlar için kurtuluş yolu var mıdır? …Eğer kurtuluş yolu yoksa, bütün insanlık yok olup gidecek midir?
Bu sorular bugün hâlâ birçok insanın aklını kurcalıyor. Yeni binyılda da insanlığın peşini bırakmayacak olan en büyük kaygılardan biri de bu, hem de en dehşet verici olanı.
İşte Nevil Shute, Kumsalda’da bugün de birçoğumuzun düşünmekten kendini alamadığı bu dehşet verici konuyu ele alıyor. Üstelik onun işlemiş olduğu bu konu üzerinde, ikinci mesleği gereği, bilimsel açıdan olsun, askeri açıdan olsun geniş bilgi sahibi olması da eseri etkili kılıyor.

Kumsalda, yayınlanır yayınlanmaz hakettiği ilgiyi görmüş. Amerika’da beş milyondan fazla satmıştır. Kumsalda adlı roman yönetmen Stanley Kramer tarafından sinemaya da uyarlanmıştır. Başrollerini Ava Gardner, Gregroy, Peck, Fred Astair ve Antony Perkins’in oynadıkları film, birçok ülkede, roman kadar ilgi çekip gişe rekorları kırmıştır.

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 9 - 2010

Dünyada milyonlarca kullanıcısı olan ve Türkiye’de nedendir bilmem dünyayla paralel olarak popülaritesi yüksek olan Facebook sosyal ağı aynı zamanda cep telefonlarında da en çok ziyaret edilen adresler arasındaymış.

Bu sitenin yarattığı pazardan pay kapma peşinde olan Turkcell mobil internet kullanıcılarına gnctrkcll sitesinden yaptığı ankette 1 milyon tıklamaya ulaşılırsa, cepten Facebook’a girmeyi ücretsiz yapacağını iddia ediyormuş.

Eğer Turkcell kullanıcısı iseniz ve mobil internet üzerinden Facebook sosyal imini kullanıyorsanız ankete katılmanızda fayda var. An itibariyle 394847 kez tıklanmış.

Anket için Tıkla ….

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 8 - 2010

Türkiye jeostratejik potansiyeline rağmen  “gelişmekte olan ülkeler” yada diğer bir deyişle 3. dünya ülkesi seviyesinde olmasının sebeplerinden biri maalesef yeterince endüstriyel gelişimlere profesyonel olarak el atamaması ve bunu bir devlet politikası olarak görememesidir. Ülkemizde sanayinin en önemli ihtiyacı olan “mesleki eğitime”  gerektiği önemi vermeyen siyasal iktidarlar birde üstüne olağan şartları da delik deşik ederek bu meseleleri iyice çıkılmaz hale getirdikleri gün gibi ortada.

Bu yüzden Türkiye’de artık niteliksiz eğitimliler sınıfında çağ atlamaya hazır bir ülke konumunda. Aslında Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi işsizlik değil vasıfsız, mesleksiz Üniversiteli nesildir.

Bugün bu yaraya merhem sürmek yerine farklı bir uygulamaya gidildi. Türkiye’de 23 tane  Teknik Eğitim Fakültelesi resmen kapatıldı. Kasım ayı itibariyle artık Teknik Eğitim Fakülteleri tarih oldu. Peki artık benimde mensubu olduğum bu fakültelerin yerini ne aldı? Ne çalışma yapılıyor? Klasik bir soru sormak gerekirse sonumuz ne olacak?

Karar Sayısı : 2009/15546 Bazı yükseköğretim kurumları bünyesinde bulunan teknik eğitim fakülteleri, mesleki eğitim fakülteleri, mesleki ve teknik eğitim fakülteleri, ticaret ve turizm eğitim fakülteleri ile Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesinin kapatılması ve aynı yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak yeni fakülteler kurulması hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulması; Millî Eğitim Bakanlığının 28/9/2009 tarihli ve 25377 sayılı yazısı üzerine, 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanunun ek 30 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 2/11/2009 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI

Evet iyi yada kötü bir şekilde bu fakültelerde okuduk eğitim aldık. Ama gelin görün ki felsefesi Meslek Liselerine Teknik Öğretmen yetiştirmek olan fakültelerden mezun olanların ancak %5 i bugün öğretmen olabiliyor. Yeni uygulamaya göre İş dünyasının beklentilerine göre yetiştirilecek gençler isterlerse tezsiz lisans yaparak öğretmen olabilecekler. İsmi değişen fakültelerin  adıda “Uygulamalı Teknik Bilimler Fakültesi” An itibariyle Teknik Eğitim Fakültelerinde 30 bin civarı öğrenci okuyormuş. Ve yıldada yaklaşık  6 bin civarı yeni kayıt alıyor.

YÖK Başkanvekili İsa Eşme, yeni yapılanmayla ilgili şu bilgileri verdi: “İş dünyasının taleplerine uygun nitelikte adam yetiştirilecek. Bölüm ve programları yeniden yapılandırılırken de iş dünyasının talepleri göz önüne alınacak. Bu fakültelerde eğitim alanlar aynı fen edebiyat fakültelerindeki gibi tezsiz yüksek lisans alıp öğretmen olabilecek yine. Zaten meslek liselerine öğretmen yetiştirmek için Gazi ve Marmara üniversitelerinde teknik eğitim fakülteleri devam edecek. Bu sistem, meslek lisesi çıkışlılara, alanlarının devamı niteliğinde dört yıllık lisans programlarında okuma imkânı vereceği gibi, önlisans düzeyinde eğitim yapan meslek yüksekokulu çıkışlılara, lisans tamamlama fırsatı getirecek. Meslek liselerinin önü açılmış olacak. Teknik eğitim fakültelerinin yapıları iyiydi. Laboratuvarları bulunuyordu ama atıl durumdaydı. Bu sistemle uygulamaya dönük eğitim de verilecek.” dedi.

Herşey iyi güzel fakat ünvan ile ilgili net bir açıklama yok. Yani önceden iş yok ama ünvan vardı. Şimdi ise ne iş var ne de ünvan. Gelecek adına başka ne tür yatırımlar olur merak ediyorum. Yani ne olacak formasyon almıyoruz diye tam bir özel sektör elemanı olarak yetişmiş mi olacağız. Genetiği değiştirilen gıdalar gibi teknik eğitimlilerinde genetiği ile oynuyorlar. Bir ülke kalkınmasının, endüstriyel üretiminin nitelik kazınmasının en önemli etkeni olan teknik eğitimi ortadan kaldırarak ve hali hazırda ünvanlarından da mahrum bırakarak ne gibi başarı elde edebilir.

Eğer iş dünyasına eleman yetiştirilecekse Mühendislik Fakültelerinden ne gibi farklılıkları olacak. İkimizde sanayiye hazırsak hangimiz daha donanımlı olarak iş dünyasına atılacağız. Eğer yine tercih Mühendislik Fakültesinden yana olacaksa bu yeni uygulamaya geçerek neden halen ısrarla bütçesi yüksek Teknik Eğitimlere ihtiyaç duyuluyor. Yani her tarafı muamma bir mesele bu. Daha okurken karamsar tablo içinde olduğumuz okul sıralarında kulağımıza çıtlatılan Teknik Eğitimlerdeki iyileştirme haberleri bununla  mı sınırlıydı. Evet ünvan ve yetkiler elden gidiyor.

Gelecekte ne olacağını Mühendislik Fakülteleri de merakla bekliyor. Çünkü pastadaki paydan yani iş hacmindeki potansiyelden olmak istemiyorlar. Bir nebzede haklılar. Teknik Eğitimli işsizler ordusuna mühendisler olarak dahil olmak istemiyorlar. Yani bu karar kime ve neye yarar.

Meslek Lisesi MEMLEKET meselesi ama Teknik Eğitim meselesi kimin meselesi

Evet soruyoruz böyle karar alanlara. O klasik soruyu tekrar sormak istiyoruz. “Peki şimdi ne olacak durumumuz?

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 8 - 2010

E=mc2!

Bazılarımıza hımm Einstein(Aynşıtayn) meşhur kütle-enerji eşitliğinin formülüdür dediğini duyuyorum. Bazılarımız içinse okul zamanından kalma bilindik ama ne işe yaradığının pekte önemi olmadığı bir fizik formülü olduğunuda biliyoruz.

Bu denklemde, “e” erg’le ölçülen enerjiyi, “m” gramla ölçülen kitleyi, “c” de santimetre/saatle ölçülen ışık hızını simgelemektedir.

İzafiyet Teorisi’nin mimarı Albert Einstein, 1905 yılında   kütle ve enerji arasında bir ilişkinin olduğunu ispatladı. Ve bu E=mc2 ile açıklanabiliyordu.

İşin teknik kısmını geçelim. Genellikle pek anlamasakta hepimizin bildiği belkide dünyanın en meşhur formülünün ve onun icatcısı  Einstein’ın öyküsünü anlatan bir belgesel film var…  NTV’nin belgesel kuşağında da yayınlanmış bu belgeseli izleyip dünyanın en zeki adamının bilimsel serüvenine göz gezdirmenizde fayda olacağı kanısındayım.

Meşhur formulün denklemsel açıklaması

Eğer formülün harflerle simgelenmiş elemanlarını incelersek:
E= Enerji (joule)
m= Cismin hareketsiz halindeyken kütlesi (kilogram)
c= Işık hızı 299792458 metre/saniye.

Yani okunuşu: Boşluktaki ışığın hızının karesi kadar bir kilogramlık kütle bir joule’luk enerjiye eşittir.

Biliyoruz ki, bir eşitlikle eşitliğin iki tarafındaki birimler birbirini sağlamalıdır. c2, birim kütlenin birim enerjiye dönüşmesi sırasında gerekli dönüştürme katsayısıdır. 1 gram kütlenin dönüşümü sırası gereken enerjinin sayısal değeri, ışık hızının sayısal değerinin karesine eşittir. Formül belirli bir birim sistemine dayanmaz. Uluslararası birim sistemine göre; enerjinin birimi joule (J), kütlenin birimi kilogram(kg), hızın birimi de metre/saniye(m/s)dir. Eğer birimleri eşitliğe yazarsak:
j = kg x [299792458(m/s)]2

Formulün denklemsel yazılışı ile ilgili kaynak burada

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 7 - 2010

Günümüzde Teknolojik gelişmeler durdurulamaz boyutlarda müthiş bir hızla insanlığın yararına ya da zararına bir şekilde gelişiyor. Bu akıl almaz serüvenleri belkide son bir kaç yıl içerisinde daha fazla hisseder olsakta bu gelişmeler aslında insanlık tarihi kadar da eski.

İnsanoğlunun yazıyı bularak kayıt altına aldığı teknolojik gelişmelerden günümüze kadarki safhadaki tüm teknolojik gelişmelere CHIP Online(çevirimiçi) dergisi kendince bir değerlendirme getirmiş ve 10 tane insanlığın en önemli teknolojik icadını masaya yatırmış. Belki sizinde a bu neden yok diye düşündüğünüz buluşlar olmuş olabilir ama listedeki teknolojik gelişmelerde insanlık adına çok önemli gelişmeler. İsterseniz bu listeye bir göz atalım.

1-)Demirin eritilmesi: M.Ö. 1200′li yıllarda, demirlerin ısıtılarak şekle sokulduğu ilk çağ olarak bilinen Demir Çağında, insanlığın yaşamı tam anlamıyla değişti.Başta hayvancılık ve tarımda büyük değişimler yaşandı. Daha sonrada, kullanılan araçlar, aletler geliştirilerek çeşitleri arttırıldı ve daha dayanıklı bir hale getirildi.

2-)Barut: Çinliler yüzyıllar önce, sülfür, güherçile ve kömürü bir araya getirerek barutu buldular. Bu teknoloji tarihte hiçte iyi yer tutmadı. İnsanoğlu yıllarca savaşlarda barutu kullanarak milyonlarca insanın ölümüne neden oldular.

3-)Elektrik: Dünyanın en önemli buluşlarından olarak bilinen, insanoğluna senelerce büyük hizmetler veren ve 18. yüzyılda ortaya çıkarılan elektrik, dünyada ki hemen hemen her cihazın ihtiyaç duyduğu, kullanım alanı da her geçen sene daha çok artan bir teknolojidir.

4-)Lastik: Bu teknoloji geliştirildiği zamanlarda kullanım alanı çok fazla olmayan bir teknolojiydi. Fakat günümüzde başta otomativ sektöründe araç tekerleği olmak üzere bir çok sektörde ve bir çok amaçta kullanılmaktadır.

5-)Nükleer Füzyon: Ortaya çıkarılıp geliştirildiği yıllarda tahmin edilemeyecek kadar büyük enerjiye dönüşen bu buluş, kullanımı açısından tarihte insanoğluna yararından çok zararı olmuştur. ABD’nin Hiroshima’a attığı atom bombası sayesinde bu enerjinin ne kadar büyük bir yıkıcı özelliği olduğu ortaya çıkmıştır.

6-)Uçaklar: 1903 yılında Wright kardeşlerin ilk uçuş denemesiyle akıllarda yer eden uçaklar, günümüzde insanların dünyanın bir ucundaki ülkesinden diğer ucunda ki ülkesine sadece saatler içinde ulaşmasını sağlayan bir teknoloji olmuştur.

7-)X-Ray sistemi: Özellikle sağlık alanında çok önemli ve çığır açan bir teknoloji olarak kabul edilen ve güvenlik açısından başta hava limanları olmak üzere güvenliğin ihtiyaç duyulduğu ve arttırılmaya çalışıldığı her yerde kullanılmaktadır.

8-)Mikroişlemciler: Geliştirildiklerinde neredeyse bir evin bir odasını kaplayacak büyüklüklere varan, günümüzde ise bilgisayar teknolojisi sayesinde cebimizde taşıyabileceğimiz kadar küçültülen ve verilerimizi kolaylıkla saklayabilmemiz için geliştirilen teknoloji olmuştur.

9-)Kredi ve hesap kartları: IBM tarafından 1960′lı yıllarda geliştirilen ve ABD hükümetinin öncülüğünde güvenlik sistemi olarak ortaya çıkarılan manyetik şeritli kartlar, günümüzde kredi ve hesap kartı olarak alışveriş, bankacılık, seyehat olmak üzere hayatımızın her alanına girmiş bir teknolojidir.

10-)İnternet: İlk geliştirilme amacı bir çevrimiçi ağa ile iletişimi sağlamak olan bu teknoloji, daha sonradan daha çok geliştirilerek insanoğlunun hayatında büyük önem taşıyan bir teknoloji haline getirildi. Reklamcılık, bankacılık ve medya gibi bir çok alanda insanlar işlerinin büyük bir kısmını artık internette kolayca halletmektedirler.

Evet liste bu teknolojik buluşlardan ibaret. Elbetteki daha da önemli buluşlar hemen aklınızdan geçmiyor değildir. Aklıma gelen tekerleğin bulunması, içten yanmalı motorlar, telefon vs. vs. gibi önemli tarihi buluşlar da bu listeye girebilirdi. Mesela biz Akdeniz’de yaşayanlar için en büyük buluş nedir diye sorulsa muhakkak ki Klima’da ilk aklımıza gelecek teknolojik buluş olarak söylenebilirdi.

NOT: Teknolojik 10 tane olayın belirlendiği makale CHIP Online sitesinde mevcuttur.

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 7 - 2010

Kişisel bilgisayarlarımız bizim “Sırlar Odası” kadar kendimizce gizli tuttuğumuz dosyalarımız ile doludur. İnsanların bu dosyalara pek fazla bulaşmasını ve kurcalamasını istemeyiz.  Ama doğal olarak bazen bilgisayarlarımızı başkasıylada paylaşmak zorunda kalırız.

Bu içerikte sizlere dosyalarınızı nasıl gizleyip şifreleyebilirsiniz onu anlatacağım. Aşağıdaki kodu, herhangi bir program kullanmadan program kullanmadan ufak bir (.bat) dosyası ile kolayca yapacağız. Yani program indirme yok yükleme yok.

Şimdi bilgisayarınızda masaüstünde boş bir yerde sağ tıklayın ve  “Metin Belgesi ” oluşturun. Aşağıdaki kodları ise kopyalayıp  açtığnız metin belgesinin içine eksiksiz yapıştırın.

cls
@ECHO OFF
title Folder Locker
if EXIST “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}” goto UNLOCK
if NOT EXIST Locker goto MDLOCKER
:CONFIRM
echo Are you sure u want to Lock the folder(Y/N)
set/p “cho=>”
if %cho%==Y goto LOCK
if %cho%==y goto LOCK
if %cho%==n goto END
if %cho%==N goto END
echo Invalid choice.
goto CONFIRM
:LOCK;
ren Locker “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}”
attrib +h +s “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}”
echo Folder locked
goto End
:UNLOCK
echo Enter password to Unlock folder
set/p “pass=>”
if NOT %pass%== BURAYA ŞİFREYİ YAZIN goto FAIL
attrib -h -s “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}”
ren “Control Panel.{21EC2020-3AEA-1069-A2DD-08002B30309D}” Locker
echo Folder Unlocked successfully
goto End
:FAIL
echo Invalid password
goto end
:MDLOCKER
md Locker
echo Locker created successfully
goto End
:End

Sonra yukarıdaki kalın olarak belirtilmiş kısma belirlemiş olduğunuz şifreyi gireceksiniz. Şimdi dosyayı kaydedin. Dosyanın uzantısını (.txt) formatından (.bat)  çevirmeniz gerekiyor. Eğer dosyanın uzantısını göremiyorsanız “Bilgisayarım>Araçlar>Klasör Seçenekleri>Görünüm>Bilinen dosya türleri için uzantıları gizle” yazısının yanındaki kutucuğun işaretini kaldırın “TAMAM” deyin.

Şimdi dosyanıza bir ad verdiniz ve “.” işaretinden sonraki tarafıda “txt” den “bat” a çevirdiniz.

Oluşturduğumuz dosyayı Sabit diskimizde hangi dosyayı şifreleyeceksek oraya koyacağız.

Dosyayı tıkladığınız zaman hangi klasörün içine koyduusanız o klasörde “LOCKER” adında bir klasörün oluşması lazım. Bu klasör sizin gizli klasörünüz. Artık hangi dosyanızı gizlemek istiyorsanız bu klasörün içine taşıyın. Arkasından oluşturduğumuz .bat uzantılı dosyaya tekrar tıklayın. “” diye bir sorunun çıkması gerekir. Eğer “Y” dediysek “LOCKER” adlı klasörümüz görünmez olacaktır.

Dosyaya tekrar ulaşmak istersek .bat uzantılı yaptığımız dosyaya tıklayalım ve şifremizi girelim. Locker adlı klasörün yeniden göründüğünü göreceksiniz. İşte Bu kadar…..

NOT: Kodlar alıntıdır……Kod yazarına eserinden dolayı teşekkür ederiz…

Yazar Soner ORHAN
Ocak - 5 - 2010

Blog (Günce)  tasarımı ve yazarlığı ile uğraşanlar bazı basit hatalar yaparak tasarımlarının kötü görünmesine sebep olurlar. Bu da blogunuzun (güncenizin) ziyaretçisini azaltır. Burada benimde deneme-yanılma yöntemleriyle doğruyu bulmaya çalıştığım ve bazen hatalar yaparak sil baştan değişime gittiğim konularda bilgilendirme yapmak istiyorum. Yani kısacası Blogumu şekillendirmek adına yapmış olduğum doğrulardan ve hatalardan bahsederek biraz katkı sağlamak istiyorum.

Blog yazarları internet ortamında bir fikir, yazı, kaynak vs.  paylaşıyorlarsa bunu karşı taraftaki bilgisayar kullanıcılarına içlerini dökmek, yardımcı olmak, yardım almak maksadıyla yaptıkları su götürmez gerçek. Fakat bunları yaparken bazen basitçe hatalar yaparak sitenizin müdavimlerini ya da ziyaretçilerini sıkarsınız. Bunun önüne geçmek için neler yapılmalı hep birlikte bakalım.

1) Bloga sırf yazı girip güncel tuttuğunuzu göstermek  için içerikler girmek: Bu sizin sürekli takipçilerinizi rahatsız edecektir. Bilgili olduğunuz konularda yazılarınızı paylaşın. Kendi özgün yazılarınızı ön planda tutun. Başka sitelerden kopyala-yapıştır tarzı yazılar  bu konuda araştırma yapan ziyaretçinizin sitenize olumlu bakmasını engelleyecektir. Eğer illaki beğendiğiniz bir konu hakkında başka siteden alıntı yapacaksınız hem kaynağını gösterin hem de kendi fikirlerinizi de ekleyerek site kullanıcısına sitenizin ayrıcalıklı olduğunu göstermiş olun.

2) Yazı içine gereğinden fazla bağlantı gömmek: Bazı sitelerde görürsünüz. Genellikle bilgi paylaşımı yapan sitelerde sık rastlanır. Site yazarı bir konu hakkında 100 kelime yazı yaşmıştır fakat neredeyse 10–15 kelimenin içine bağlantı gömer ve sizi oralara fikir almak için yönlendirir. Bu bazı koşullarda yararlı iken bazen de ziyaretçinizi ister istemez sizden daha iyi içerikle hazırlanmış bağlantıya sürüklenmesine yol açar. Özellikle bu tip bağlantıları verirken yeni bir bağlantı sekmesi(penceresi) ile ziyaretçinin sitenizden ayrılmaması konusunda önlem alabilirsiniz.

3) Yazı Etiketi (Tags) kullanımı: Güncenize girmiş olduğunuz içeriklerin arama motorlarında daha kolay bulunabilirliğini sağlamak açısından içeriğe etiketler koymak ya da Etiket bulutu eklentileri eklemek gayet mantıklıdır. Fakat işi abartarak sırf ziyaretçi çekmek amacıyla etiketlerinizi bir etiket çöplüğüne dönüştürmek ve yazının altına gömerek site ziyaretçilerinin gözüne sokmak hiçte akılcı bir davranış değildir. Bence en mantıklısı yazının en can alıcı noktalarından oluşan kelimelerden oluşan 5-10 tane etiket işinizi fazlasıyla görecektir.

4) Sosyal Ağlarda Paylaş eklentisi(Share): Güncenize yazınızı eklediniz. İnsanlar yavaş yavaş arama motoru sayesinde yazınızı görür ve okur oldular. Yazınız çok ilgi çekici ve paylaşılmayı bekliyor. Ama siz insanlara bu yazılarını sosyal ağlarında paylaşmasını sağlayacak eklentileri kurmayı unuttunuz. Ziyaretçi ya yazıyı kopyalayıp yapıştırmak gibi zahmetli bir işe kalkışacak ya da paylaşmaktan vazgeçerek sadece okuyup geçecek. Aynı zamanda kopyalamış olsa bile aklına sitenin linkini(ilişimini) koymak gibi bir fikir gelmeyebilir. Bu ziyaretçiden çok günce yazarının hatasıdır.

5) Klişeleşmiş konularda aynı tip yazılar yazmak: Günümüzde maalesef arama, araştırma yaptığımız konularda karşımıza iki tip sorun çıkıyor. Birincisi yazılar birebir aynı, ikincisi ise etiket bulutları sahtekarlığı ile içeriksiz konunun aramalarda en üstte çıkması. Mesela “İnternet Nedir ne işe yarar” türünde arama yapan bir kullanıcı karşısına çıkacak olan içerikleri incelediğinde neredeyse bir çoğunun birebir aynı olduğunu görür. Kullanıcılar yeni ve ortamda olmayan bilgilere ulaşmayı daha çok severler. Eğer böyle konularda iddialı iseniz o konuda yazmaya başlayınız.

6) Yazılarınıza özen göstermek: Bugün maalesef ülkemizdeki en büyük sorunlardan birisi Klavye ile harf katliamı. Birçok günce yazarı buna hiç dikkat etmiyor. Sundukları içerikteki kelimeler ve noktalama işaretleri tamamen vahşet görüntüsü sergiliyor. Buna dikkat etmek için yazılarınızı olanak varsa önce daha geniş içerikle görebileceğiniz yazı editör programları (Wordpad, MS Word) ile yazmanızda fayda var. Hem yazım yanlışlarını hem de imla hatalarını asgari düzeye indirmenizi kolaylaştıracaktır.

7) Yazılarınızdaki ruh halinizi dengede tutun: Eğer kurumsal bir firma değilseniz internet ortamında kendinizi kasıp çok ciddi olmanızın bir mantığı yok. Unutmayın ki site ziyaretçileriniz bilgisayar başında vakit geçirebilmek ve eğlenmek için sizin sitenizi ziyaret ediyor. Yazılarınızı resmi makam dilekçesi tarzında yazmaya kalkışırsanız ziyaretçileriniz tarafından anlaşılamazsınız. Bunun tam tersi yönünde de çok laubali bir şekilde karpuz çekirdeğini doldurmayacak içerikler yazarsanız da belki yaşıt hedef kitlenizi tatmin edebilirsiniz fakat genel ziyaretçi kitlesinin sitenizden uzaklaşmasına sebep olursunuz.

8 ) Görsel Tasarım renkleri çok soluk ya da çok renkli bir Blog: Belki bir Sonbahar çocuğusunuz ve tek renkten hoşlanıyorsunuz. Gri renk sizin ruhunuza işlemiş olabilir. Fakat site ziyaretçinizin içeriğinizin yanı sıra tasarımlarınızda kullandığınız renk ile de mutlu edebilirsiniz. Bunun dışında yeryüzündeki tüm renkleri kullanarak site ziyaretçisinin gözlerinin aşırı şekilde yorarak sitenizden kaçmasına mani olabilmek için göz alıcı renklerden uzak durmanızda fayda var. Bunun için internet üzerinde WEB 2.0 tabanlı sitelerinin renk skalalarına bakarak destek alabilirsiniz.

9) Ziyaretçiyi yazıya yorum eklemekten mahrum bırakmak: Güncenizde yazmış olduğunuz içerik hakkında fikir beyan etmek isteyen onlarca insan olabilir, ya da olmayabilirde. Ama unutmayın ki iyi bir yorumcunun bıraktığı yorumu yorumlamak için bile üşenmeyip fikrini sunmak isteyen başka insanlar çıkabilir. Konunun önemine göre seviyeli ve sizin kontrolünüzde oluşacak tartışma ortamları yazının okunurluğuna katkı sağlayarak paylaşımınızın geniş alanlara yayılmasına ön ayak olur.

10) Farklı Kişisel Blogları Keşfe çıkın: Unutmayın ki hiçbir şey kafanızda bir ampulün bir anda yanmasıyla oluşmaz. Sıfır Tasarım ya da içerik diye bir şey söz konusu değildir. Dünyada milyonlarca Blog yazarı ve tasarımcısı var. Yeni bir tasarım muhakkak ki başka bir tasarımdan ilham alınarak gerçekleşir. Ya da genel kullanıcılara hitap edeceğiniz bir yazı başka bir ortamdan ilham alınarak sizin elinizde yeniden hayat bulur. Bu yüzden bu işi ben bilirim havalarında olmayın. Sürekli araştırma içinde olun. Özellikle kişisel güncelerin ziyaretçisi olun. Fikir alışverişi içinde olun. Tasarım ve içerik hakkında blog sahibinin çok zamanını almayacak sorular ve eleştiriler getirin.

Sonuç olarak kendi kabuğunuzu yırtın. Sanal dünyanın derinliklerine dalın. Siz gezdikçe hatalarınız gün yüzüne çıkacaktır.

Özlü Sözler

Ozlu Sozler


-Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
-Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
-Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
-Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
- Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZ M.KEMAL
- Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UĞUR MUMCU
- Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
- Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

Ne Okuyorum?

Ozlü Sözler

Oltadaki Balık Türkiye - M.Emin Değer

Flickr Albumumden Fotograflar

photo4photo5photo9photo8