Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
Aralık - 27 - 2009

Acun Ilıcalı hatırladığım kadarıyla yaklaşık 10 yıldır ekranlarda maganizel izlentiler yapan ve sunan bir medyacı. Bugüne kadar yaptığı programlar Türkiye’nin her kesimince izlenen programlar. İşinde baÅŸarılı bir medyacı buna diyecek yok. Fakat Acun’un yaptıklarından memnun olmayanlar da var. Mesela benim gibi. Acun Ilıcalı ve onun gibiler Televizyon denen icadın bize sunduÄŸu popüler kültürün adamı olabilecek nitelikteler maalesef. Zaten “Televole” gibi içi boÅŸ kültürün temel taÅŸlarından olan birisi içinde burada yazılacak iyi ÅŸeylerin sayısı elbetteki az olacaktır.

Ilıcalı’yı ilk hatırladığımda “Acun Firarda” adında bir program yapıyordu. Bu program vasıtasıyla dünyanın her tarafını gezip bizlere gezdiÄŸi ülkelerden izlenimler getirirdi. Ama ne izlenimlerdi(!). GittiÄŸi ülkelerdeki ilk iÅŸi sahillere inip yarı çıplak yada yarı ayyaÅŸ gezen insanları sanki o ülkenin kültürünün bir parçasıymış gibi göstermek en büyük marifetleri arasındaydı. Programa sahilde baÅŸlar sahilde bitirirdi. Sanki bizlere göstermek istediÄŸi bu ülkelere “seks turizmi” için gidilir havasındaydı. Programın kültürel olarak bize kattığı zerre kadar bir ayrıntı da yoktu. Bolca pazarlanmış et, dans, sapkın hayat felsefesi.

Acun beyin baÅŸarılı ve hırslı olduÄŸunu söylemiÅŸtim. Acun durmadı ve “Fear Factor”, “Survivor” gibi programları yurtdışından binlerce dolar ödeyerek Türkiye’ye getirdi ve pazarladı. Artık Acun tamamen medya adamıydı.

Büyük voleyi vurduÄŸu program “Varmısın Yokmusun” ile ekranlara adeta kabus gibi geri döndü. Türkiye’nin her yerinden kutusundan çıkacak parayla hayatının deÄŸiÅŸeceÄŸine inanan insanlar bu programa akın etti. Program Acun’un ve çevresinde pervane gibi dönenlerden baÅŸkasına maddi olarak katkısı yoktu. Gerçi bizede katkısı çoktu. Sırf bu eÄŸlenceli saatleri seyredebilmemiz için bize sunulan saatlerde bolca reklam izleyerek ülke ekonomisine de katkıda bulunduk. Her reklam binlerce liraydı ve bunların masraflarını da birileri karşılamalıydı.

Türkiye gerçeÄŸi kutuların arkasındaydı. Hayatında hiç bir emek vermeden tüm hayallerini bir kutudaki geleceÄŸine indirgeyen yarışmacıların ruh halleri ekranlarda pür dikkat izleniyordu. En çok dikkatimi çeken ise bir yarışmacı kutusundan 50 bin TL’yi açınca bile derin bir oh! çekilmesiydi. 25 yıllık emeÄŸi karşısında emekli olduÄŸunda taÅŸ çatlasa 30 bin lira para kazanacak bir memur bile 50 bin liralık kutunun açılmasına derin bir oh! çekebiliyordu. Bu ne yaman bir çeliÅŸkiydi böyle.

Neyse gel zaman git zaman derken Acun bey  karşımıza yeni bir programla geldi.  “Yetenek sizsiniz Türkiye”. Türkiye’nin her yerinden bedensel becerilerini, hünerlerini göstermek adına toplanan insanlar yine yeni bir hayalin peÅŸinde koÅŸuyorlar. Benim dikkatimi çeken taraf yarışmacıların hünerleri deÄŸil. Programların gerçekleÅŸtirildiÄŸi mekanlar. Evet biz oraya bilim yuvası, akademi diyoruz. Elbetteki bilimin yanında eÄŸlence de olacak. Ama gençler adeta birbirlerini eziyorlar o ortamda bulunmak için. GeçtiÄŸimiz günlerde ekranlara yansıyan neydi öyle. Üniversite öğrencileri birbirlerinin üzerine çullanıyorlar, Camları kırıyorlar, kavga ediyorlar, protesto ediyorlar. Peki neyi? Elbetteki Acun, Hülya AvÅŸar ve Ali Taran denilen daha çok Medya maymunu olmaktansa Medya maymunu imalatçısının k..çlarını izleyebilmek için birbirlerini eziyorlar.

Acun yine yaptı yapacağını. Hedefinde ÅŸimdi Üniversite gençliÄŸi varmış demek ki. Gençlerin o hallerini görünce “Yeni dünya düzencilerinin” ne kadar mutlu oldukları bir an geldi aklıma. Toplumu ÅŸekillendirecek Üniversite gençleri eÄŸlence dünyasının içerisinde ayrı dünyaların içerisinde ÅŸekillenmek bir yana yok oluyorlardı.

Bundan belki 30 yıl önce babaları bu ülke için bilinçli yada bilinçsiz doğru ya da yanlış bir şekilde ideolojileri uğruna silahlarla dans ederken yeni kuşaklar darbukanın tınılarında birbirleriyle dans ediyorlardı. Değişmeyen tek şey vardı. O günde batı için çalışıyorlardı bugünde.

Yazar Soner ORHAN
Aralık - 7 - 2009

Gün içerisinde kullandığımız maalesef dilimize yapışmış bazı yabancı köklü sözcüklerin Türkçe karşılıklarınında bulunduğunu unutmayalım. Dilimizi yozlaştırmadan günlük konuşma dilinde Türkçe sözcükleri kullanmaya özen gösterelim.

absürt = saçma
adapte olmak = uyum saÄŸlamak
adisyon = hesap fiÅŸi
ambiyans = ortam, hava
analiz = çözümleme
anons etmek = duyurmak
antipatik = sevimsiz, itici
bodyguard = koruma
bye bye = hoşçakal
catering = yemek hizmeti
center = merkez
counter = sayaç
cv = özgeçmiş
data = veri
deklare etmek = bildirmek
departman = bölüm
dizayn = tasarım
download = indirmek
dökünam = belge
driver = sürücü
e-mail = e-posta
elimine etmek = elemek
emergency = acil
empoze etmek = dayatmak
entegre olmak = bütünleşmek
ekstra = fazladan
exit = çıkış
feedback = geri bildirim, geri besleme
finish = varış, bitiş
full= dolu,tam
full time = tam gün
global = küresel
illegal = yasa dışı
imitasyon = taklit
irregular = düzensiz
izolasyon = yalıtım
jenerasyon = nesil
klasifikasyon =sınıflandırma
kompleks = karmaşık
komünikasyon = iletişim
konsensus = uzlaÅŸma
koordinasyon = eşgüdüm
kriter = ölçüt
laptop = dizüstü bilgisayar
link = bağlantı
mantalite = anlayış,zihniyet
monoton = tekdüze
nick name = kullanıcı adı
objektif = nesnel, tarafsız
okey = tamam
okeylemek = onaylamak
online = çevrimiçi
opsiyonel = seçmeli
optimist = iyimser
part time = yarı zamanlı
partikül = parçacık
perspektif = bakış açısı
pesimist = kötümser
pozisyon = durum,konum
prezentasyon = sunum
printer = yazıcı
print out = çıktı
provoke etmek = kışkırtmak
randıman = verim
reaksiyon = tepkime
recycling = geri dönüşüm
relaks olmak = rahatlamak
revize etmek = yenilemek
save etmek = kaydetmek
security = güvenlik
sempatik = sevimli, canayakın
spontane = kendiliÄŸinden
star = yıldız
start almak = baÅŸlamak
timing = zamanlama
transfer = nakil
trend = eÄŸilim
versiyon = sürüm, uyarlama
aktif- hareketli, etkin
banal- bayağı
bandaj- bağ, sargı
bibliyografi- kaynakça
detay- ayrıntı
elastik- esnek
faktör- etken
fonksiyon- iÅŸlev
form- biçim, şekil
hipotez- varsayım
indeks- dizin
kalifiye- nitelikli
komplike- karmaşık
legal- yasal
megapol- büyükşehir
orjinal- özgün
pasif- edilgin, durgun
rejisör- yönetmen
sembol- simge
stil- üslup
subjektif- öznel

——————–

Özenle hazırlanmış bir Türkçesi varken sayfasını aşağıdaki bağlantıdan takip edebilirsiniz.

Türkçesi Varken!

Yazar Soner ORHAN
Aralık - 6 - 2009

Adana’da 100. Yıl mevkindeki Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezinde bu yıl 3.’sü düzenlenecek olan Çukurova  Kitap Fuarı,12-17 Ocak 2010 tarihleri arasında baÅŸlıyor. Ocak ayında Adana’da gelenekselleÅŸen bu fuara umarım Adanalılar olarak gereken ilgiyi gösteririz.

Geçtiğimiz yıl yaklaşık olarak 196 bin kişinin ziyaret ettiği belirtiliyor. 12-16 Ocak 2010 tarihleri arasında 10.30-20.30 ve son gün ise 10.30-20.00 saatleri arasında fuar ziyaret edilebilir.

Henüz hangi yazarın hangi gün imza ve söyleÅŸi yapacağına dair bir bilgilendirme geçilmese de Banu Avar‘ın internet sitesinde 17 Ocak 2010′da söyleÅŸi ve imza günü olacağına dair bilgilendirme geçilmiÅŸ. Kitap Fuarını merakla bekliyor olacağım. Bir aksilik olmazsa orada olacağım. Ayrıca henüz netlik kazanmadı ama Nihat Genç’te yeni kitap çıkmışken Çukurova Kitap Fuarına umarım katılım saÄŸlar.

Yazarla Okuru BuluÅŸturan Fuar
Çukurova 3. Kitap Fuarı kapsamında panel, söyleşi, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleri gibi 60 kültür etkinliğinde ve imza günlerinde 300 yazar kitapseverlerle buluşacaktır. Aralarında İpek Ongun, Server Tanilli, Füruzan, Oya Baydar, Muzaffer İzgü, Özcan Karabulut, Hilmi Yavuz, Banu Avar, Yüksel Pazarkaya, Sevgi Özel, Şükrü Erbaş…ve pek çok değerli şair, yazar ve bilim insanının bulunduğu konuklar 6 gün süresince okurlarla bir araya gelecektir.

Detaylı Bilgi için. Kitap Fuarı Resmi Sitesi

Özlü Sözler

Ozlu Sozler


-Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
-Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
-Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
-Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
- Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaÅŸamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZÝ M.KEMAL
- Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UÄžUR MUMCU
- Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
- Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

Ne Okuyorum?

Ozlü Sözler

Faşizmin Ayak Sesleri - Erol Manisalı

Flickr Albumumden Fotograflar

photo4photo5photo9photo8