Soner ORHAN

Soner Orhan'ın Kişisel website ve Güncesi

Yazar Soner ORHAN
Kasım - 12 - 2008
Hani bu yazıyı niye buraya döktüm. Geçmişten bu günü iyi şekilde hafızamda tazeleyebilmem için yazmam gerektiğini düşündüm.
Askerlik ile ilgili iÅŸlemlerimi halletmek ve aynı zamanda da kuzen Onur’un düğününde bulunabilmek için Adana’daydım. T.oÄŸluma bu arada bir ömür boyu mutluluklar diliyorum. Ayrıca diÄŸer kuzen Bedir’de Ankara’ya niÅŸanlanmak üzere gitmiÅŸ. Herkes evlilik konusunda bu kadar hızl hareket ederken biz askerlik ile ilgili planlarımızı hızlandırıyoruz.
Neyse konumuz Askerlik şubesindeki günüm. P.tesi sabah itibariyle erkenden üç otobüs değiştirerek vardığım askerlik şubesinde yine bildik manzaralar vardı. Kalabalık bir kitle askerlik şubesine akın etmiş ve vatani görevlerini yapacakları yerleri öğrenmenin telaşındaydılar. Bende o kalabalık içinden sıyrılıp içeriye girdim.
İçeri girdim ve yed.sub. aday adaylarının işlemlerinin gerçekleştirildiği ayrı bölümde sıramı beklemeye başladım. Sıra bana gelmişti. En son mart ayı gibi uğramıştım buraya. Kasım ayındada bir uğrarayım derken iyi bir iş yaptığımıda anladım.
Velhasıl randevusuz gelince beni ö.sonraya attı görevli bayan memure. Bende doğal olarak eve dönmek zorunda kaldım. Öğleden sonra gittiğimde dosyam hazırlanmıştı. Gerekli evrakları doldurdum. Aralıkta asker olmak istediğimi belirttim. Formu doldurup kısa dönemi işaretledim. Şöyle evrak dosyamı inceledim. Baktım 2000 yılından bu yana amma da gidip gelmişim şubeye. Her tarafım evraklarla dolu. Ardından bildik bürokratik işlemler. Evrak kayıttı, Ayşe hanımdı derken sağolsun Ayşe hanım 8,45 YTL yol harcırası verdi. Henüz ne için olduğunu anlamadım ama parayıda aldım elbetteki.
Arkasından komutanın imzasından sonra evrağı yeniden görevli memureye götürdüm. Sevk evraklarımı koca bir zarfın içine yerleştirdikten sonra mühürledi ve elime tutuşturdu. 1-2-3 Aralık tarihlerinden birinde galiba sınava gireceğim ve askerliği hangi sınıfta yapacağımı öğreneceğim. Bakalım nereye ve ne sınıfta düşeceğiz.
Yazar Soner ORHAN
Kasım - 5 - 2008
Yaklaşık 14 aydır yaÅŸadığım Kıbrıs’ta kendi yaÅŸam alanlarım dışında az çok çevre sahibi olmanın verdiÄŸi avantajlarla bir çok sosyo-kültür den eÅŸ, dost, arkadaÅŸ edinme fırsatı buldum. Bunların en geniÅŸi ve önemlisi üniversite öğrencisi arkadaÅŸlar.
BildiÄŸiniz üzere Türkiye’de vakıf üniversitesi olarak adlandırılan ve Türkiye’de burjuva sınıfı ailelerin çocuklarının eÄŸitim yeri olarak adlandıracağımız Kıbrıs’taki vakıf üniversitelerin de ülkemizden kalkıp buraya gelen bir çok gencin geçmiÅŸ yıllarda ki buraya gelen öğrenci portresinde olmadığını gördüm.
Bir zamanların fiyatları ile eriÅŸilemezlerin uÄŸrak mekanı olan üniversiteler artık her bütçeden gençleri ağırlar duruma gelmiÅŸ. Türkiye’de orta kesimin az üstündeki aileler bile umut olan “Diploma” için her türlü fedekarlıklardan kaçınmıyor artık.
Fakat burada ayrı bir tablo var. Öğrencilerin bakış açısı bundan 10 yıl önceki bakış açısı değil. Hayat şartları burada bir çok öğrenciyi zorlayacak düzeyde. Ailelerden bazıları yardımları sınırlı tutarken bazıları umursamamış. Burada artık para harcayan ve tüketen öğrenci modelinden farklı bir bakış açısı var.
Bugün bu öğrencileri bir kafeteryada, bir restoranda, bir inşaatta, bir temizlik şirketinde vs. farklı iş dallarında çalışırken görmek mümkün. Gerçekten buraya tüketmeye değil aynı zamanda kendilerini bulmaya da gelmişler. Çalışıyorlar, didiniyorlar ve en azından aylık kira masraflarını ve geçinebilecek kadarda harçlıklarını çıkarmak için var güçleriyle çalışıyorlar.
Çoğu zaman öğünlerini azaltıyorlar, dolapları tam takır geziyorlar, okula kilometrelerce yürüyorlar yada en ucuz ulaşım aracını seçiyorlar, sigaranın ucuzuna kaçıyorlar, her gece bir eğlence mekanına kaçmıyorlar belkide bunu ayda iki ayda bir yapıyorlar.
Bu çok güzel bir ahlaki tavır aslında. Ekmeğinin kıymetini bilmek. Devlet okullarında ailesinden gelecek kırk kanaat parayla ay sonunu getirmeye çalışan Anadolu lu gencin maceralarını onlarda bu küçücük ada da yaşıyorlar. Elbetteki tablonun hepsi böyle değil. Halen üst yaşam standartlarında hayatlarını sürdürenlerde var. Fakat şuanki tabloda ağırlık bu görüntüde.
Türkiye’de sınıfsal yapının deÄŸiÅŸtiÄŸi bir dönemde burada da öğrencinin sosyo-kültürel ve ekonomik açıdan bir deÄŸiÅŸim geçiriyorlar. Burada hayat hiç onları Kıbrıs’a ilk uÄŸurladığınız gündeki gibi gitmiyor. Onlarda bu gerçek hayatın içerisine karıştılar ve bileklerinin hakkıyla da diplomalarının hakkını alın terlerinide katarak vermeye çalışıyorlar.

Özlü Sözler

Ozlu Sozler


-Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. MEVLANA
-Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir. HACI BEKTAŞI VELİ
-Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Y. HAS HACİP
-Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. BENJAMIN FRANKLIN
- Çalışmadan, yorulmadan,üretmeden, rahat yaÅŸamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler. GAZÝ M.KEMAL
- Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. UÄžUR MUMCU
- Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.Voltaire
- Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.Montaigne

Ne Okuyorum?

Ozlü Sözler

Faşizmin Ayak Sesleri - Erol Manisalı

Flickr Albumumden Fotograflar

photo4photo5photo9photo8