Son üç Ramazan’ı sırayla Safranbolu, Brüksel ve MaÄŸusa’da geçirdikten sonra bu yılda Ramazan’a girmek yine Kıbrıs topraklarında nasip oluyor inÅŸallah.
Ramazan’ın atmosferini doÄŸal olarak en fazla hissettiÄŸim yer Safranbolu’ydu. DoÄŸal çünkü küçük bir ÅŸehir(diÄŸerleride öyleydi) ama muhafazakar bir bölgeydi. Ramazan’da gündüzleri ortalık sessiz ama iftar vakti öncesi büyük bir hareketlilik baÅŸlardı. Özellikle Safranbolu’da dernek gönüllülerimiz ile birlikte iftar çadırında yüzün üzerinde vatandaÅŸa yemek dağıtma organizasyonunda çalışmakta ayrı bir keyif vericiydi.
2 yıl önceki Ramazan’ın büyük bir kısmını hatta tamamına yakınını Brüksel’de geçirmek nasip olmuÅŸtu. Zaten orada ne gibi bir haz alınabilirdiki. Ülkenizde ezan sesleri gökyüzüne karışmış, toplar atılmış ve sizde yerel saat farkı yüzünden bir kaç saat sonra sessizce kendi çapınızda orucunuzu açıyordunuz. Allah tüm yalnız gurbetçilerin yardımcısı olsun. Bu manevi güzellikten yoksun olarak Ramazan geçirmek oldukça zor.
Geçtiğimiz yıl ise Kıbrıs adasına ayak bastıktan bir kaç gün sonra Ramazan ayı gelmişti. İş, çalışma temposu derken doğal olarak oruç yine maddiyatta kalıyor ve manevi haz alınamıyordu. 30 gün ne olduğu anlaşılamadan yitip gidiyordu.
Bu yılda yine Ramazan’ı Kıbrıs’ta ağırlayacağım. 10 gün geriye geldi ve meÅŸhur AÄŸustos sıcağı ve Oruç ikilisi aynı takvimde buluÅŸtu. Bakalım dirayet gösterip bu manevi huzuru ne ölçüde yaÅŸayacağız. Elbetteki Allah ömür verdikçe tutacağız. Ama bunun yanında insan Ramazan’a tümüyle adapte olabilmek için çevresel faktörleride göz önünde bulundurmak istiyor. Åžimdilik o çevresel faktörler Kıbrıs kara sularında çokta kendisini hissettirmiyor ama olsun. Ramazan her yerde Ramazandır ve inançlar gereÄŸi kulluk görevide yerine getirilmelidir.